|
Vatandaşı cezalandırmak..
TGRT'den ricam.. Bir daha maç yayınladıklarında Ümit Aktan'ı yayın odası dışında bir yere götürüp kilit altında tutsunlar.. Çünkü bu çocuğun vatandaş ile şahsi bir meselesi var.. Milleti cezalandırmayı kafasına takmış.. Benim için uyanmak, daha doğrusu yataktan çıkıp güne başlamak dünyanın en zahmetli işlerinden biri.. Bir doğum olayı kadar zor.. Sebebi de normal insanlar gibi uyumamam.. Resmen bitkisel hayata giriyorum ve yeniden hayata dönmek için müthiş bir efor harcıyorum.. Yeşim saat 10.00'dan itibaren telefonu çaldırmaya başlıyor.. 10.30'da filan zil sesini farkedip yataktan çıkıyorum.. telefonu açıp Yeşim'e "Onbir buçuk.." diyorum.. Yani "Daha uyanmadım.. Bir saat sonra yine dene.." Tekrar yatağa dönüp uyumaya devam ediyorum.. 11.30'da ikinci telefon salvosu başlıyor.. 12.00 sularında zili farkedip yeniden yataktan çıkıyorum.. Karşımda yine Yeşim.. "Yarım saat sonra uyanırım.." deyip oracıktaki koltuğa oturuyorum.. Uykuya karşı zayıfım ama kesin prensiplerm vardır.. Saat öğleyi bulmuşsa bir daha kesinlikle yatağa girmem.. Koltukta uyumaya devam ederim.. Tekli bir koltuğum var.. Ortasına göçüp, ayaklarımı bir kenarından sarkıtıyorum.. İnanılmaz da güzel uyuyorum.. Yatak kadar rahat.. *** Yeşim bundan sonrası için yirmişer dakikalık periyotlar halinde aramaya başlıyor.. Her seferinde de kalkıp telefona cevap veririm.. Böyle böyle saat 14.00'ü bulurum.. Dün de öyle oldu.. Vücudumu terketmeyen uykunun mukavemetini saat 14.40'da yenmeyi başardım.. Kendi kendime "Kalk oğlum.. Kalkamazsan koca bir gün bitecek.." dedim.. Allahtan iradem çelik gibidir.. Kalktım da! Canım birşey yemek istemiyor.. Çay bile istemiyor. Vücudumda bir isteksizlik ki sormayın gitsin.. ZEHİRLENDİM Mİ ACABA? Fiziki durumum bana normal gelmedi.. Bazı geceler münasebetsiz bir şeyler yerim.. Ertesi gün için kendimi cezalandırmış olurum.. Gece yediklerimi tek tek gözden geçirdim.. Karagöz'den iki acılı Adana istetmişim.. Bir çoban salata ve ayranla mideye indirmişim.. Doymadığım için yaprak sarmaya hamle yapıp, beş tane de ondan götürmüşüm.. Üzerine üç tane magnum dondurma yediğimi de hatırlıyorum.. Meyva olarak da bir çanak kayısı tüketmiştim.. Sonra? Haa! Çay yaptım ve bir demlik çay içtim.. "Hapisane işi" dedikleri ağır demden sekiz on bardak yapar ki, günlük istihkakım zaten bu.. Yani vücuduma bir zarar vermemesi lazım.. Ondan sonra da bir bira açtım.. Atrium'daki kuru yemişçiden aldığım yarım kiloluk Antep fıstığı aklıma geldi.. Onu da bir tabağa döküp, birer ikişer atıştırmaya başladım.. Her zaman aynı ayarsızlığı yapıyorum.. Fıstığın oranı bir şişe birayla bitmeyecek kadar fazla oluyor.. Bira bitip fıstık artınca mecburen bir bira daha açtım.. *** Evet.. Yediğimin hepsi bu işte.. Haa! bir de yatmadan önce iki tane muz yedim.. Şimdi "Yatarken iki muz daha yemenin nereden icab ettiğini" soracaksınız.. Haklısınız.. Lakin uyku sırasında acıkıyorum.. Daha doğrusu acıkabileceğimi tahmin ediyorum.. Çünkü uykum ağır olduğundan bunu bire bir hissetmem mümkün değil.. Ama gördüğüm rüyalar bu konuda yeterli ipuçlarını veriyor.. Bazen kendimi rüyamda ağır sofraların başında görüyorum.. Başlıyorum tıkınmaya.. Bu da sağlığa uygun bir şey değil.. Ben öteden beri "Dengeli beslenmenin yararına" inanırım.. Rüyamda gördüğüm sofrada ıvır zıvır yemektense, yatağa girmeden önce tedbir almak istememin sebebi bu işte.. ÜMİT AKTAN OLAYI.. Uyandığımda hissettiğim keyifsizliğin sebebini araştırırken bir gece önce yediklerimi böyle tek tek aklımdan geçirdim.. Vücudumu etkileyecek bir gıda fazlası ya da aykırılık belirleyemedim.. Fikrim ise perişan durumdaydı.. Bedensel bir zehirlenme söz konusu değildi ama zihinsel bir zehirlenme olduğu kesindi.. Birden aklıma gece seyrettiğim Galatasaray-Sion maçı aklıma geldi.. O maçı izlediniz mi? Ümit Aktan anlatıyordu hani? Ben hayatımda bu kadar ağır bir laf salvosunun altında kaldığımı hatırlamıyorum.. İki takım sahada kıyasıya boğuşuyor, Ümit Aktan maçı anlatırken onlardan fazla efor sarfediyor.. Aman ne hamasi laflar? Vıcık vıcık populizm.. Vıcık vıcık kahramanlık edebiyatı.. Bir Galatasaray methiyesi döktürüyor.. Ben ki Galatasaraylıyım, ben dahi utandım.. Top direğe çarpıyor.. Ümit Aktan "Direkten döndü.." diyeceği yerde "Bu kale direkleri neden bu kadar alçağa konuyor.." diye naralanıp, uluslararası futbol birliğinden kuralların hesabını soruyor.. Gol yiyoruz.. Normal olarak biraz sızlanması lazım, değil mi? Hayır.. - Gelin ulan.. Bir tane daha atın.. Atmazsanız şerefsizsiniz, mealinde cıyaklayıp karşı tarafı tahrike çalışıyor.. Maçı Türkçe anlatmasa "Besbelli canım, oğlan Sion taraftarını cinayete azmettiriyor.." diyeceğim.. Arada bir TV yazarlarına laf çarpıyor.. "Benim laflarımı alıp (gaf) diye yorumlayanlara ithaf olunur.." diye kafa tutuyor.. Bunun niye söylersin be adam? - Dilim sürçmedi, saçmalamak benim normal halimdir.. Gibisinden bir itiraf.. Top taça, outa çıkınca da dilinden kurtulamıyorsun.. O boşluklara da "Sion golleri yedi, depresyon oldu.." türünden zeka mahsulü espiriler kakalıyor.. Uzun lafın kısası.. Galatasaray güzel bir galibiyet aldı ama Ümit Aktan bize tadını çıkarma fırsatı tanımadı.. Hasan Pulur ağabeyimizin teşhisiyle tam bir "Ağızdan ishal" vak'ası.. Üstelik canlı yayından bütün memleketi vuracak şiddette geçti.. İster istemez biz de vurulduk.. Uyandığımızda beynimiz, faaliyete geçmemek için direndi.. Hal böyle olunca, elimizden çıka çıka bu yazı çıktı.. 612 defa görüntülendi. |