|
Tarihe geçen bir fotoğraf çekiminin perde arkası
Dünkü yazımda Esquire Dergisi'nin kapağı için poz vermeyi hangi şartlarda kabul ettiğimi anlatıp kamuoyunu şiddetli bir meraktan kurtarmıştım.. Bugün de çekimin nasıl gerçekleştiğini anlatarak "kültür hayatımıza" katkıda bulunmayı hedefliyorum.. Allah mahcup etmesin.. *** Esquire ekibi beni, çekimler için Koray Erkaya'nın stüdyosuna götürdü.. Bu Koray Erkaya yeni kuşağın usta fotoğrafçılarından biriymiş.. Pek çok dergiye kapak fotoğrafları çekmiş.. Ünlü modaevleri önemli kampanyalarında filan hep onu arıyorlarmış.. Benim de aklımda, bir punduna getirip gazetedeki fotoğrafı tazeletmek var.. Yani İstanbul'un en ünlü fotoğraf sanatçısının stüdyosundan bir vesikalık tedarikleneceğim.. Esquire'nin editörü beni orada bekliyordu.. Poz vereceğiz ya! İki takım da smokin getirmiş.. Tüh firmanın adını da unuttuk.. Bedava giydirdikleri smokinin şeceresini yazıp, reklamlarını yapmak vardı.. Bir başka çekime inşallah.. Mankenler oradaydı.. Ortada manken filan göremedim.. Sadece bir köşede sarışın bir kızcağız gördüm.. Akraba düğününe yetişecekmiş gibi telaşlarda, saçını başını tarattırıyor.. Üzerinde bir kot.. Bir tişört.. Ortada başka kimse yok.. Gülse'ye "Mankenler gelmedi mi?" diye sordum.. "Burdalar.." dedi ve taranan kızı gösterdi.. "Biri bu işte, biri de içeride.." İçeride diye kafa işareti yaptığı yerde bir kalın perde var.. Eh! Ardında bir manken olabilir.. Ama bu taranan kızı manken olarak gözüm hiç tutmadı.. Adı Aysun Kayacı'ymış.. İçimden "Eyvaaah.." çektim.. "Ucuza getirmek için kimleri bulmuşlar.." O sırada kapı çalındı.. Açtılar, uzun boylu bir kız girdi içeri.. Kafası civciv sarısı ama saç tellerinden bir tanesi, bir diğerine uyum göstermiyor.. Her biri başka bir istikamete yönelmiş.. Yıkanırken kafasına şampuan niyetine yanlışlıkla gres yağı sürmüş gibi saçları ayrıca kazık gibi duruyor.. Adı Elvira Moldova'ymış.. Türkiye'de evlenmiş, vatandaş olduktan sonra Elis Can adını almış.. Valla yalan olmasın boyu 1.80'in üzerindeydi.. Bir de ayağına on santim kalınlığında tabanı olan kunduralardan giydiğinden, rahmetli Filiz Nurullah pehlivan gibi heybetli duruyor.. *** Göz ucuyla bana bir bakış attı, göz göze geldiğimizden mecburi tarafından bir de baş selamı salladı.. "Yazar.. Yazar dediğiniz bu muydu?" der gibi geldi bana.. Koltuğa öylece büzülmüşüm.. Kız soyunma odasına girene kadar da cesaret edip ayağa kalkamadım.. Nereden peydahlandılarsa bir de TV ekibi çıktı meydana.. ATV Haber Servisi'nden Barış'la birlikte bir kameraman göndermişler.. Biz çekim yaparken onlar da röportaj filan yapacaklarmış.. Star'ın paşası Ufuk Güldemir'den sonra bir de Ali Kırca'nın adamları çıktılar başıma.. Birinden kurtulsak birine yakalanıyoruz.. Elis Can kod adlı Elvira'nın da makyajı bittikten sonra beni oturttular sandalyeye.. Malzemeden kaçınmayıp artan bütün fondöteni suratıma sürdükten sonra giyinmeye yolladılar.. On dakika içinde giyinip düğünü borçla yapan damatlar gibi tedirgin bir halde çıktım dışarı.. Çünkü bana uyar dedikleri smokinin pantolonu neredeyse iki karış artmış.. Motivasyonumuz bozuldu gitti.. Çıplak ayak 1.80'lik kızların yanında maça başlarken daha 1-0 mağlubuz.. Hayırlı çekimleeer.. Kızların süslenme faslı bitti.. O kafası çalı sürürgesi gibi duran Elvira acaip bir şey olmuş.. Vogue dergisinin kapağından fırlamış gibi duruyor.. Gözüm tutmadı dediğim Aysun Kayacı da bir başka alem.. Elvira'dan bir santim geri kalır hali yok.. Derken üçüncü mankenimiz Pınar Özcan da çıktı perdenin ardından.. Birbirinden şık ve güzel başladılar beni seyretmeye.. Ben böyle stüdyonun orta yerinde durmuşum.. Gülse'nin ekibinden bir arkadaş da paçalarımızı kısaltıyor.. Kızlar da haliyle "Selahattin Duman'ın paçalarını ıslah çalışması"nı izliyor.. Benim kafa ise öne eğilmiş, yere bakar vaziyette.. Bu hareketin faydası şu.. Ben paçaların durumunu izleyebiliyorum, Gülse de posizyondan istifade ederek papyonun kopçasını tutturmaya çalışıyor.. Bari Gülse'nin boyu 1.80'in altında olsaydı.. Ne bileyim.. Belki kendimi daha rahat hissederdim.. Ortalarında, Yardımseverler Derneği'nin giydirmeye çalıştığı Varto yetimlerine döndük.. Fakat yüzümüzde kıl oynamıyor.. *** Çekime başladığında ben hiç zorlanmadım.. Manken kızlarla fotoğrafçımız Koray biraz zorlandı.. Ekibin tamamı "hormonlu pırasa" gibi uzayıp gitmiş üç kızın arasında ayakta dikilmemin doğru olmayacağı konusunda görüş birliği içindeydiler.. Bunu bana gösterdikleri aşırı nezaketten anladım.. O yüzden beni bir şeyin üzerine oturttular.. Kızlar ayakta duracak, böylece aramızdaki fiziksel uyumsuzluk gizlenecekti.. Nitekim yapılan çekim planlarını başarıyla uyguladık.. Kızlar yanıma dikildi.. Oturduğum yerden başım, kızların bacaklarının bittiği yere denk geliyordu.. Bu küçük aksaklığı da fotoğrafçımızın ince zekası halletti.. Kızların en uzununu dizlerimin dibine oturttu.. Öbürlerini ayağa dikti ama "Şimdi kendinizi Bond kızları gibi düşünün.. Selahattin Bey James Bond, sizler de ajanlarısınız.. Öne doğru eğilin.." dedi.. Kızlar öne doğru eğilince boylarından on santimlik bir kısalma daha meydana geldi ve aramızda hiçbir fiziksel uyumsuzluk kalmadı.. Bu fotoğraflardan biri seçilip, Esquire'nin Mayıs kapağında yayınlanacak.. Çekimlerin başarılı olduğunu sizler de göreceksiniz.. James Bond'dan başka itiraz edecek birinin çıkacağını sanmıyorum.. Onu da bana bırakın! 1130 defa görüntülendi. |