|
Refaiddin'li hükümet şart!
Türkiye'nin ne sekiz yıllık kesintisiz eğitime, ne sosyal reformlara ne de başka bir tedbire ihtiyacı var.. Bu memlekete ille de Refaiddin Şahin lazım.. İstikrarın temel şartı bu.. Refaiddin yoksa istikrar da yoktur. Borsa düşer, dış tehditler artar.. Son zamanlarda bir ölçü tutturdum.. O sayede kurulan hükümetin iyi olup olmadığını bir bakışta anlıyorum.. Eğer yeni kurulan bir hükümetin içinde Refaiddin Şahin varsa o hükümet iyi kurulmuş, başbakan işi muhkem tutmuş demektir.. Eğer Refaiddin yoksa hükümetin yolu yol değildir.. Demirel hükümet kurdu.. İçine Refaiddin'i kattı.. Tansu Hanım hükümeti kurduğunda Refaiddin'i başımıza Devlet Bakanı olarak dikmeyi unutmadı.. Lakin Erbakan Hoca başına buyruk olduğundan, bir de Refaiddin'in hikmetinden sual etmeye kalkıştığından kuralı bozdu.. Refaiddin Bey'e bir koltuğu çok gördü, bu sebepten kurduğu hükümetin hayrını görmedi.. Ankara'da tellaliyesi yapılan yeni hükümetin listesine bu gözle baktım.. Refaiddin Şahin adını görünce içim rahat etti.. Kendi kendime "Aferin Mesut Bey'e.. Refaiddin Bey'i unutmamış.. İşte devlet adamlığı budur.." dedim.. Bakın buraya yazıyorum.. Mesut Bey hükümetinin temel taşı Refaiddin Bey'dir.. Çekin Refaiddin Bey'i diğer taşların arasından, hükümet "çimentosundan çalınmış lüks inşaat gibi" kendiliğinden çöker.. *** Ankara'da dinlediklerime göre eski hükümetin yıkılmasında Tansu Hanım'ın da kabahatı var.. Gerçi kendisi başbakan olduğunda Refaiddin Bey'i listeye katmış ama vır vır ederek adamın başının etini yemiş.. - Refaiddin sana Van'a gitme iznini kim verdi? - Refaiddin sen benim talimatlarımı aklında tutamıyor musun? - Refaiddin bana dinlediğini anlayıp not alabilen bir adamını gönder.. Talimatlarım var.. Sağa baktı.. Sola baktı fırça.. Sonunda adamcağızın şevki kırılmış.. Hele Erbakan ile hükümet kurulacağını öğrenince iyice burulmuş.. "Kendi kendimizeyken fırça atıyordu, sineye çekiyorduk.. Şimdi elin adamının önünde beni yerden yere vuracak.. Altın adımızı bakıra çıkaracak.." diye düşündüğünden oturup bir istifa mektubu yazmış.. "Demokrasinin gidişatını beğenmiyorum.." deyip imzayı basmış.. İşte asıl bu yüzden Tansu Hanım'ın işleri bozuldu, gül gibi kadın Refah'a muhtaç oldu.. Ruh sağlığı meselesi.. Bütün Ankara aynı şeyi konuşuyor.. Tansu Hanım'ın "cinnetin eşiğinde.." olduğu anlatılıyor.. Anlatanlar da elin kendini bilmez muhalifleri değil.. Bizzat DYP'liler.. Özellikle Baba'ya cihat açtıktan sonra sergilediği hırçınlık ve saldırganlık bu fikri kuvvetlendirmiş.. Hatta psikiyatristlerden görüş bile almışlar.. Kulağıma geldiğine göre psikiyatristler "Ne olacak bu genel başkanımızın hali?" diye soran DYP ileri gelenlerine; - Merak etmeyin, bunun adı "uçurumun kenarı sendromudur.." Savaştaki askerlerde görülen bir ruh halidir, demişler.. Savaşta ölümle burun buruna olan askerler normal zamanlarda asla yapamayacakları şeyleri yaparmış.. Evleri talan etmek, kadınlara, çocuklara saldırmak gibi.. Agresif duygular kabarır "Nasıl olsa öleceğim.. Bari her şeyi yaşayayım.." fikri bu dürtüleri ortaya çıkarırmış.. Tansu Hanım'ın hallerini böyle tarif etmişler.. Ayrıca aklı erenlerden bir doktorun dediğine göre; narsistlerde bu duygular daha derinmiş.. "En korkutucu öfke narsistlerin öfkesidir.." diyen doktorlar, Tansu Hanım'da bu özelliğin çok yüksek olduğuna işaretle; "Uçurumun kenarı sendromuna kapılan narsistler her şeyi göze alır ve en yakınlarını bile gözden çıkarır.. Çünkü kendilerinin her şeyi hak ettiğine inanırlar.." diyormuş.. Alet dayanamadı.. Menteşe, Kıratlıoğlu ve Cevheri'nin de aralarında bulunduğu "DYP'nin ihtiyar heyeti" bu açıklamalar üzerine telaşa kapılmış.. Doktorlardan tedariklendikleri bir "Narsisto-metre" aletini gizlice partiye getirip, Tansu Hanım'ın masasının altına koymuşlar.. Maksat Tansu Hanım'ın narsizmini ölçmek, ona göre bir hal çaresi bulmak.. Akşam olup da Genel Başkan evine gittiğinde koşup odaya girmişler.. Aleti sakladıkları yerden çıkarmışlar.. Bir de bakmışlar ki narsizm ölçme aleti orta yerinden çatlamış.. O vakitten beri DYP İhtiyar Heyeti telaş içinde.. Aralarında "Bizim genel başkan kafayı yemek üzere.. Acele tedbir almak lazım.." diye fısıldaşıp duruyorlar.. Tansu Hanım onları dudakları kıpır kıpır ederken yakaladığında ise "Bir şey yok hanımefendi, sağlığınıza dua ediyoruz.." deyip inkardan geliyorlar.. *** Ama işaret verilmiş artık.. Tansu Hanım'ı görünce başını yerden kaldırmayan milletvekilleri bile orada burada "Genel Başkan istifa etsin.." diye babalanır oldular.. Hatta kimileri parti gurubunda bile "İstifa etsin.." demeye başladı.. Cesareti "İhtiyar heyeti.." veriyor tabii.. Genel Başkan'ın arkasına dikiliyor, konuşan milletvekiline Tansu Hanım'ı gösterip, ellerini sağa sola çevirerek "kafayı yedi.." işareti yapıyorlar.. O vakit en sünepe milletvekiline bile bir cesaret geliyor.. "İstifa" diye tutturuyor.. Tansu Hanım bu konuşmaları dinlerken aniden arkasına dönse ya Cevheri'yi ya Kıratlıoğlu'nu el kol hareketi yaparken yakalayacak.. Yüzlerini gözlerini cırmıklayacak.. Yalnız bu "İhtiyar Heyetinin" canını sıkan bir gelişme daha var.. O da Köksal Toptan'ın kendi başına liderliğe soyunması.. Bu duruma, önceliği kendinde gören Cevheri'nin canı çok sıkılmış.. O yüzden beklemeye geçmiş.. "Hele Tansu Hanım şu sendromun kuvvetiyle Köksal'ı bir tepelesin.. Ondan sonra ortaya çıkarım.." diyormuş.. Ankara'da Doğru Yol cephesinde vaziyetler bu.. Duyduklarımı yorum yapmadan yazdım.. Daha ne olsun.. Entarisi beyazdan.. Ben anlamam piyazdan! 490 defa görüntülendi. |