|
Örgüt çok iyi bir şeydir..
Vakti zamanında "Siyasal bilge" kadrosunu işgal eden Ecevit'e çok söylediler.. "Şu milletvekillerini seçerken biraz düşün, hiç değilse örgüte danış.." diye.. Allah selamet versin Bülent Bey, siyasi hayatı boyunca örgüte çok önem vermiştir.. Yanında örgüt olmadan şuradan şuraya gitmez.. Örgütüyle yatar örgütüyle kalkar.. Sabahları çayını örgütü demler.. Pantolonlarını örgütü ütüler.. Kedilerine yemeğini örgütü verir.. Kapının zili çalınca örgütü gidip açar.. Sayısal Loto kuponunu bile örgütü doldurur.. Bütün bunlar nasıl oluyor derseniz izahı basit.. Bülent Bey'in aklına örgüt denince Rahşan Hanım gelir.. Başkasını tanımaz.. Bugünden bugüne örgütün ikinci bir üyesi olmamıştır.. Çünkü örgütü genişletme yolunda yapılan öneriler her zaman örgüt içinde oylanmış ve oybirliği ile reddedilmiştir.. Milletvekili adaylarının tesbiti söz konusu olduğunda Bülent Bey haliyle "Örgütüne danış.." tavsiyelerine uyup, demokratik bir lider olduğunu göstermiştir.. Bugünkü DSP Meclis Grubu örgüte danışılarak tesbit edilen adaylardan oluşmuştur ki böyle demokratik bir seçim, her partiye nasip olmaz.. *** Ne var ki DSP'nin yetkili kurullarını tek başına temsil eden Bülent Ecevit ile örgütü Rahşan Hanım arasındaki uyum, partinin Meclis gurubunu zaptetmeye yetmedi.. Gazetelerin iftirası değilse, Meclis'te en çok fire veren parti DSP olmuş.. İki yıl içinde firarı verilen milletvekili sayısı dokuzu bulmuş.. Kulağıma geldiğine göre "semizlerinden" dört milletvekili daha kaçmaya hazırlanıyor.. Boş zamanlarımı değerlendirmek için memleket meselelerini düşündüğümden, bir ara DSP'nin bu durumuna da eğildim.. (Yaklaşık olarak 45 derecelik bir açı ile..) Kendi kendime "Bu DSP milletvekillerinin yedikleri önünde, yemedikleri arkasında.. Acaba neden liderlerine asi oluyorlar?" sorusunu sordum.. Doğru cevaba da 20 puan değer biçtim.. Partiyi terk eden milletvekillerinin sosyal durumlarını tek tek inceledim.. İstifa sebeplerini buldum.. Dökümünü arz ediyorum: - Bir milletvekili nankörlükten istifa etmiş.. - İki milletvekilinin içkisine hap atmışlar.. - Bir milletvekili "Neden gurupta boy sırasına göre oturmuyoruz? Benim boyum kısa.. En öne oturmam lazım.." diye kapris yapmış.. - Bir milletvekili, başka bir partinin genel başkanına aşık olmuş.. Meclis Gurubu Başkanvekiline "Bunu bana Allahın emri peygamberin kavli ile isteyin.. Başlık parasını düşünmeyin.." diye dilekçe vermiş.. Dilekçesi işleme konmadığı için kırılmış.. - İki milletvekili aşırı Rahşan Ecevit yanlısı olduklarından, Bülent Bey'e karşı silahlı mücadele kararı almışlar.. - Bir milletvekili de parti disiplini yüzünden bunalıma girip "Beş yıl askerlik yapılır mı lan.." diye isyan etmiş.. *** Yukarıda sekiz DSP milletvekilinin "yuvadan uçuş" nedenlerini yazdım.. Dokuzuncu'nun durumu çok özel olduğundan ona daha geniş bir yer açıyorum.. Efendim.. Ecevitler'e asi olan dokuzuncu şahsiyet, parti içinde parasızlığı ile tanınan bir milletvekili.. Öyle ki Genel Başkan Ecevit'in "Arkadaşlarımız banka kredisi kullanmasın.." şeklindeki telkinlerine rağmen Ziraat Bankası'na birkaç kez şahsi kredi için başvurmuş.. Aldığını da fındık fıstık parası yapmış.. Arkadaşlarından aldığı borçları dahi ödemek için kullanmamış yani.. Anlatanların yalancısıyım.. Dönem başında milletvekillerinden yasa gereği "mal beyannamesi" alıyorlardı ya.. Bu "Dokuzuncu" milletvekili, beyannameye yazacak malı olmadığından bunalıma girmiş.. Yakın arkadaşlarına "Yahu herkesin hanı var, hamamı var.. Ben bu kağıda ne yazacağım.. Yarın açıklanacağı tutarsa memlekete rezil olurum.." diye dert yanmış.. Haklı! Boş mal beyannamesini gören vatandaş "Ulan bu hıyarı niye seçtik? Daha kendini kurtaramamış, bizi mi kurtaracak?" diye düşünür.. Bundan da parti zarar görür.. Bu yüzden bizim "Dokuzuncu" milletvekili, boş beyanname vermemek için sahip olduğu mallar hanesine "Onbir teneke yağmur suyu, dokuz çuval asma yaprağı.." gibi şeyler yazmış.. Altına imzayı çakmış.. *** Buraya bir nokta koyalım.. Televizyon dizilerinde yaptıkları gibi flash back yapalım.. Yani kısa bir geri dönüş.. Bizim "Dokuzuncu" milletvekili DSP'den istifa edeli birkaç gün olmuş.. Bir gurup parlamenter o gün öğle yemeği için Ankara'nın ünlü kebapçısı Selahattin'in (Bir süre önce merhum oldu) mekanına giderler.. Bakarlar ki kapıda bir sürü fiyakalı araba var.. Bir Rover araba dikkatlerini çeker.. Üzerinde milletvekili işareti var.. Kapıdaki değnekçiye "Kimin arabası bu?" diye sorarlar.. Değnekçi "Dokuzuncu" milletvekilinin adını verir.. O sırada içeriye göz atan parlamenterlerden biri "Arkadaşlar başka bir yere gidelim.. İçerde Özer Bey'in takımı var.." der.. Telaşla orayı terk ederler.. Korktuklarından değil.. Özer Bey ile aynı mekanda görüldüklerinde haklarında "transfer dedikodusu" çıkmasından çekindiklerinden.. Evet.. Ankara'da şu sıralarda; partiden istifa ettikten dört beş gün sonra beş milyarlık Rover araba sahibi olan bu "Dokuzuncu" milletvekilinin aldığı transfer bedeli tartışılıyor.. İkinci lig futbolcularının bile bonservis bedelinin 25-30 milyar olduğu bir ortam da "Dokuzuncu"nun kaça gittiği hesaplanıyor.. Gerçek rakamı ben biliyorum ama dedikodu yapmak tabiatım değildir.. Bu yüzden yazmıyorum.. Asil olmanın zorluklarından biri de bu.. Ne çektiğimi ben bilirim.. 485 defa görüntülendi. |