|
Önemli olan Oscar ödülü değil.. İnsanlık..
Yaşar Kemal'e Nobel ödülü vermediler de ne oldu? Yaşar Kemal'in şanı mı eksildi? Benim için de durum böyle.. Oscar heykelciğini alamadık diye dert etmiyorum.. Oscar umurumda bile değil.. Ama o jürinin alayı satılmış.. Bu yıl Oscar benim hakkımdı.. Sırf Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız diye, hakkımı göz göre göre yediler.. Sebep olanların gözü kör olsun.. Oscar törenlerinin Kanal D'den naklen yayınlandığı gece televizyonun başına tünedim.. Bir demlik çay yapmıştım.. Yanına da ETİ'nin portakallı bisküvisinden bir paket koymuştum.. Aklınızda olsun.. Bu ETİ'nin portakallı bisküvileri Oscar ödüllerinin dağılacağı anlamlı bir gece için hiç uygun değil.. Onlar orada Oscar heykellerini dağıtıyorlardı.. Biz de burada rulo paketi açacağız derken, içindeki bisküvilerin yarısını dağıttık.. Mübarekler bir rulo yapmışlar.. Orta çağ şövalyelerinin sevgililerine taktığı bekaret kemeri gibi.. Açabilirsen aç.. Üzerine de "Buradan açınız.." diye yazıp bir ok koymuşlar.. Oku takip ettikçe rulonun etrafında bir tur atıp, yeniden başladığınız yere geliyorsunuz.. Kağıdı da çok sağlam.. "Bisküviler dağıldı dağılacağı kadar.. Dişimle açayım, içinde çıkan bisküvi tozlarını bir şekilde yerim.." diye düşündüm.. Jelatini dişim kesmedi.. Mutfağa gidip, bir et bıçağı aldım.. Aramızda namus meselesi varmış gibi, bisküvi rulosunu iki yerinden bıçakladım.. Ancak açıldı.. Bu arada beş on Oscar heykelinin kime gittiğini tesbit edemedim.. "Ulan pisboğazlık yüzünden Oscar alsak haberimiz olmayacak.." deyip eşe dosta telefon açtım.. Biraz sinirlendiler.. Saat 04.00'ü geçiyormuş.. Soru soracak zaman mı bulamamışım? Biraz buruldum tabii.. Sanatçı duyarlılığına sahip olmayan bir çevreye sahip olmak da benim kaderimmiş.. İNGİLİZ HASTA.. En iyi film ödülünü "İngiliz Hasta"ya verdiler.. Benim için sürpriz olmadı.. Şahsen "Bir Erkeğin Anatomisi" ondan daha iyiydi ama bize vermelerini beklemiyordum.. Hem jüride adamımız da yoktu.. Yavuz Özkan'a kaç kez söyledim.. "Şöyle birer kiloluk pişmaniyeler yaptıralım, içine bizim filmin tanıtım kartı ile benim bir fotoğrafımı koyup, jüri üyelerine yollayalım.. Film akıllarında kalsın.." dedim.. Masraftan korktu.. Şimdi bana hak veriyor.. İngiliz Hasta filmi işi baştan sıkı tutmuş.. Jüridekilere tek tek hediyeler vermişler.. Anahtarlık, tesbih, koku.. Aklınıza ne gelirse.. Kenan Erçetingöz magazin dünyasını iyi bilir.. Bana o anlattı.. "Ağabey jüriyi bağlamışlar.." dedi.. O yüzden "İngiliz Hasta" ödülleri koyacak yer bulamadı.. En iyi erkek oyuncu ödülünü uzun saçlı bir herif aldı.. Geoffrey Rush.. Tipine bakarsan bizim sahte profesör Hans Ayberg'in sakal traşı olmuşu gibi bir şey.. Üstelik bu sünnetsiz de.. Sanatını benimkiyle kıyaslarsanız, yanımda zayıf kalır.. Koyun ikimizi yanyana.. Sorun sinemadan anlayan herkese.. "Bunlar güreşirse kim yener" diye.. Yüzde doksanı beni favori gösterir. Zaten herife film boyunca piyano çaldırmışlar.. Bir kavga sahnesi bile çektirememişler.. Allah'tan çektirmemişler.. Figüran kısmı bunu döve döve öldürürdü.. Ödülü böyle bir sünepeye kaptırdık işte.. Arkamız yok ki bize sahip çıksınlar.. EN İYİ KADIN OYUNCU.. Kendime yandığım kadar, elimizden kaçan "kadın oyuncu" ödülüne de yanıyorum.. Frances McDormand adındaki köşeli suratlı birine verdiler.. Suratının hatlarına baktığınızda "dönme" zannedersiniz.. Allah bilir gizli gizli sakal traşı da oluyordur.. Filmini görmedim ama görenlerden dinledim.. Ne cilvesi varmış ne de edası.. Aslında biz kendimizi tanıtmayı bilmiyoruz.. Bizim Hülya Avşar'ın Örenbayan reklamını gönderseydik oraya, Oscar'ı kapıp gelmiştik.. Hülya çömeldiği yerde kalçayı sağa sola salladıkça, Oscar törenini izleyen davetliler de salonda sağa sola sallanırdı.. Meksika dalgası yaptıra yaptıra alırdık ödülü ellerinden.. Bizim İstanbul ilavesinin editörü Erdal Bilallar da benimle aynı fikirde.. Zaten teselli için odama sadece o geldi.. "Müdür, senin hakkını yediler doğru ama bizim gelini de harcadılar.." dedi.. Erdal'ın gelini Deniz Uğur benimle aynı filmde başrol oynamıştı.. Hem güzel hem de yetenekli bir kız.. Erdal'ın oğlu Şirzat ile evlendi.. İki senedir kesintisiz "İyi huylu gelin" rolünü oynuyor. Aslında Erdal, gelini için biraz kulis yapmış.. Kızcağızın güzel bir fotoğrafını bizim Kemal Yıldırım'a vermiş.. Kemal Yıldırım TV GUIDE'ın editörü ya! Şöyle büyükçe kullanacak ki Oscar törenlerinden önce Deniz'in havası olsun.. Kemal hayırsızı da Deniz'in resmini pul kadar basmış.. Yanına da iç çamaşırı ile arkadan görünen bir mankenin resmini kocaman koymuş.. Ne alakası varsa.. Herhalde mankenin gerisine baktı baktı "Bunun sanatını okuyucu da beğenir" diye düşündü.. Deniz'in pul kadar resmi de sayfanın dışına doğru bakıyor.. Utanmış gibi duruyor.. Erdal bu işe biraz gücenmiş.. Dinleyince hak verdim.. Biz kendi değerlerimize sahip çıkmazsak, elin Oscar jürisi niye sahip çıksın? Aslında bu yıl oynadığım bir başka film daha vardı.. Ne hikmetse bir türlü vizyona giremedi.. "Mektup" filmi.. Başrollerini Tarık Akan ve Jessica ile paylaşmıştım.. Bizim Nebil'in ağabeyi Ali Özgentürk çekmişti.. Film zamanında vizyona girseydi Oscar gecesi iki şansım olurdu.. Belki filmin adını yanlış seçtik.. "Mektup" demeyecektik.. Galiba postaya takıldı.. Seneye daha iddialı olacağım.. Daha sıkı çalışacağım.. Romantik bir senaryo gönderdiler, onu okuyorum.. Oğlan kızı seviyor ama kız başkasına aşık.. Oğlan çok duygulu olduğundan gidip kızın başını keserle parçalıyor. Böyle bir şey.. Rolü kabul edersem hakkını veririm. Oscar bizim hakkımız, sök söke alırız.. 650 defa görüntülendi. |