|
Nerede o eski zeybekler?
Ah Demirci Mehmet Efe Ah! Heybetine heybet katan o efe kıyafeti yerine başka bir şey giyseydin işler çok değişirdi.. De bakalım.. Mesela incecik bir tayt giyip, kulağına küpe taksaydın Denizli'yi basan Yunan'ı korkutabilir miydin? Geçenlerde TRT1'den Oya-Bora ikilisini izliyordum.. Uzun süredir ortada yoktular.. Demek ki hazırlık yapıyorlarmış.. Yeni şarkılarını çok tuttum.. Yalnız.. Bora'nın giydiği kıyafeti biraz yadırgadım.. Bu oğlanın eskiden beri antikalığa merakı çoktur.. Bir zamanlar üzeri dikiz aynalı bir ayakkabı giymişti.. Siyah beyaz renkte.. İki üç sene o ayakkabı ile idare etti.. Millet, Bora'nın ayakkabısını seyretmekten söylenen şarkıları bir türlü aklında tutamadı.. O yüzden de listelerde hakları olan yeri aramadılar.. Şimdi de bir "efe kıyafeti" tedariklenmiş.. Aslında tam efe kıyafeti de sayılmaz.. Çünkü efe kıyafeti biraz ağır olur.. *** Eski efelerin fotoğraflarını hiç gördünüz mü? İçte çizgili mintan.. Üzerinde işlemeli yelek.. Belde "Diyarbakır işi ibrişimden" değilse de o ağırlıkta parlak kumaştan bir kuşak.. Onun da üstüne yataklık lazım.. Yataklığı ille de göbeğin üzerine kavuşturacaksın ki bir ucu keskin yatağanları, bıçakları mutfak rafına dizer gibi dizebilesin.. Kan oluklu hançerlerin kemik sapı üstten görünebilsin.. Çakar almaz piştovlar yanına istiflensin.. Olursun iki ayaklı ölüm makinesi.. "Gezici halk kütüphanesi" gibi dolanırsın.. Ama yataklığın üstünden efenin gümüş köstekli saati de gözükmeli.. Gümüş köstekli saat "statü" belirliyor.. Efe'nin halinin vaktinin yerinde olduğu gümüşü parlayan saatten anlaşılır.. Saatin faydası bu.. Yoksa Efe'nin çok dakik olduğunu kamuoyuna göstermek için değil.. Kuşağın altından inen işlemeli potur diz üstünde kalır.. Yemenilerin üzerine ise dize kadar uzanan bir baldırlık geçirilir.. Efe'ye durduk yerde bir heybet verir ki düşmanının korkudan yüreği yarılır.. Zeybeklerin kıyafetleri ise efeye göre daha hafiftir.. Bu şarkıcı Bora da "Biz daha Efelik kıvamına gelmedik.. Hele bir zeybeklik stajını yapalım.." diye düşünmüş olacak ki kıyafetini biraz hafif tutmuş.. Sırtında siyah beyaz işli gömlek, ayağında yandan işlemeli pantolon. Bayağı foklorik bir imaj tutturmuş.. Fakat "eşkıya havasını yakalamış mı" diye sual edecek olursanız "Yakalamış" diyemem.. Çünkü oğlanın aydınlık bir siması var.. Efeliğe müsait bir tipi yok.. Sahnedeki görünümü, Bilkent'i bitirdikten sonra dağa çıkmaya karar verip Cemil İpekçi'ye "efe kıyafeti" diktirmiş "tahsilli zeybek" gibiydi.. Şarkıcı Bora olduğu bilinmese, herkes Cumartesi gecesini diskoda değerlendiren bir zeybek zanneder.. Hayal kırıklığı.. Gerçi Efelik müessesesine bu ağır darbeyi Oya kızımız'ın entel gözlüklü kocası Bora Bey vurdu.. Lakin Efe takımının fiyakasını ilk bozan, rahmetli Gazi Paşamızdır.. Hikayesi eskidir.. Kurtuluş Savaşı'nın başladığı günler.. İlk milis kuvvetlerinin çekirdeğini dönemin efeleri oluşturuyor.. Denizli yöresinde Demirci Efe, Aydın'da Yörük Ali, Uşak yakınlarında İsmail Efe Yunan'a kurşun sıkıyorlar.. Kulaktan kulağa bir "Mustafa Kemal gelecek, vatanı kurtaracak.." lafı gidiyor lakin "Sarı Paşa"yı dünya gözüyle görmüş bir efe yok.. Demirci Mehmet Efe de hiç görmemiş.. Kızanlar "Paşa nasıl adamdır.." diye sorduklarında "Dağ gibi adamdır.. Pehlivandır ki emsali yok.. İki babayiğiti tek eliyle kaldırır.. Bağırdı mı yer gök inler.." diye sallıyor.. İşte o günlerde Gazi Paşa'nın bir yerden bir yere gideceği tutmuş.. Denizli yöresinden geçecek.. Efeler istasyona yakın bir bel kahvesini Gazi için süsletmişler.. Karşılamaya çıkıp, ağırlayacaklar.. *** Gazi'yi getiren tren gözüktüğünde heyecan son haddine varmış.. Demirci Efe zeybek oyunu oynuyor, kızanları keyifle havaya fişek sıkıyorlar.. Gözler vagonun kapısında.. Gazi Paşa görünüvermiş.. Aaaa! Hani dağ gibi adamdı? Çok çok orta boylu, üstelik zayıflıktan avurtları çökük.. Hem de sarışın.. Demirci Efe de hayal kırıklığına uğrayanlardan ama ne yapsın? Kızanlara moral olsun diye "Bakmayın ufak gözüktüğüne.. Bağırdı mı dağ gibi paşalara dinletir lafını.." diye son bir sallama daha yapmış.. O sırada Gazi Paşa kendilerine seslenmiş: - Merhaba Efeler, merhaba kahraman zeybekler.. Atatürkümüzün ince ve tiz sesi sayesinde ikinci bir hayal kırıklığı daha yaşamış.. Demirci iyice mahçup, biraz da sıkıntılı.. Hep birlikte bel kahvesine gelmişler.. Efeler o dönemde Gazi Paşa'nın Ege yöresindeki eli ayağı.. Onlara çok önem verdiğinden Demirci Efe'yi sağ yanına oturtmuş.. Hasbıhale başlamışlar.. Lakin "Narası yeri göğü inleten dağ gibi adam.." tevatürü boşa çıkmış durumda.. Zeybekler "Acaba bu ufak tefek adamın kerameti ne ki millet peşinden gidiyor.." diye kös kös düşünüyorlar.. Gözler Gazi'ye kilitlenmiş durumda.. Demirci Efe de gerginliğin farkında.. Havayı dağıtmak için "Kahveyi nasıl içersin Paşam?" diye sormuş.. Delikanlılık raconunda kahvenin sade içildiği zamanlar.. Yaşlılar genellikle "orta", kızlar ise "şekerli" içiyor.. Ama yiğit kısmı ille de sade içmeli.. İşte efelik müessesesi son darbeyi burada almış.. Gazi Paşa "Şekerli içerim.." deyince Demirci Efe hepten yıkılmış.. Dayanamayıp elini dizine vurup; - Bunu bana yapmeyeceğdin Mustafa Kemal, deyivermiş.. Allah'tan Gazi Paşa, yedi düveli yenip Demirci Efe'ye nasıl bir yiğit olduğunu göstermiş oldu.. Şimdiki diskotek efelerinin öyle bir şansı da yok.. Erkeklik imajımız allak bullak oldu.. Yakında folklorculara jarse tayt giydirip Harmandalı oynatırlarsa hiç şaşmam.. 890 defa görüntülendi. |