Neler oluyor hayatta?

Yakın silah arkadaşım Kemal Yıldırım bugünlerde sinir küpü.. Gazetenin içinde Tansu Çiller gibi dolaşıyor..

Devamlı okurlarım hatırlayacaktır.. Hani yazmıştım.. Bunun evine, iki ay kadar önce hırsız girmişti.. Silahı dahil tüm aksesuarını çalmıştı ya! Şimdi de birileri Kemal'in Silivri'deki yazlık evinin çimlerine dadanmış..

Kemal evin bahçesini çimliyor, meçhul şahıs gecenin bir vakti gelip bozuyor.. Bir garip düşmanlık ki sebebi belli değil..

Çimlere dadanan ya da dadananlar bu işi "doğa düşmanı" olduklarından mı yapıyorlar, yoksa maksatları Kemal'e düşmanlık mı orasını ben de tam anlayamadım..

***

Kemal'in dikili tek ağacı bu Silivri'deki yazlık kooperatif evidir.. Ben kendisini tanıdığımdan beri bu kooperatif ile uğraşır.. Bazen kooperatifin yönetimine isyan bayrağı açar onları devirmek için uğraşır.. Bazen yönetimle barış yapar..

Fakat kooperatifin de ne yönetimi varmış? Tam 20 yıl işbaşında kaldılar.. Kimse değiştiremedi.. "Evleri bitirin.." dersin, bitirmezler.. "Gidin.." dersin, gitmezler..

Allah'tan iktidarları sadece yirmi yıl sürdü.. Üç beş sene daha sürseydi hanedan kategorisine girip, İngiltere Kraliyet Ailesi'nden kız istemeye gideceklerdi..

Arazi sevdası..

Kooperatif yönetimi göreve gelişlerinin yirminci yılını idrak ettiklerinde yazlık koopertif evlerini hak sahiplerine teslim ettiler.. Kuralar çekildi.. Bizim Kemal'in payına da sitenin en şık evlerinden biri çıktı..

Hem de tripleks.. Yani üç katlı..

Her ne kadar üç katlı dediysem "konak" bellemeyin.. Evin kullanım alanı zaten 85 metre kare.. Projeyi yapanlar bu 85 metrekarelik yapıyı üç kata dağıtmışlar.. Üyeler böylece İzmir Konak Meydanı'ndaki Saat Kulesi'nden biraz daha genişçe birer yazlık villa sahibi olmuşlar..

Niye "yazlık" diye sorarsanız "Denizi var, yüzme havuzu var.." gibisinden net bir cevap veremem..

Gerçi üçüncü katın balkonuna bir tabure koyup üzerine çıktığınızda, ufukta denizi ince bir çizgi halinde görüyorsunuz ama bu durum da aklınıza bulunduğunuz mekanın bir yazlık ev olduğunu getirmiyor..

Zaten kooperatif yönetimi evleri yaparkan ilçe sağlık ocaklarını model almış.. Vatandaşın aklının karışacağını hesaba kattığından sitenin girişine bir tabela dikmiş..

Tabelaya "Basınkent Yazlık Villaları" diye yazmış.. O yüzden artık kimse bu tarife itiraz edemiyor..

***

Kemal'in 50 metrekare de bahçesi var..

En çok da bahçesini sever.. Çünkü bizimkinde çocukluğundan beri arazi özlemi var.. Bunların vaktiyle Trabzon Maçka'da geniş arazileri varmış.. Zengin bile sayılırlarmış.. Ne var ki bir gün heyelan olmuş ve arazileri toprak altında kalmış..

O heyelandan beri de kendini "yeraltı kaynakları bakımından" zengin sayıyor.. Umutla başka bir heyelan olmasını, araziyi kaplayan toprakların başka bir yöne kaymasını bekliyor..

Bizimkinin arazi özlemi buradan gelme.. Toprağa aşık bir insan.. Bir doğa, bir çevre adamı..

Evi teslim alır almaz ilk işi bahçeyi düşünmek olmuş.. Uzun bir süre bahçeyi nasıl değerlendireceğine karar veremedi.. Önceleri bahçenin yarısına buğday ekmeyi, diğer yarısını nadasa bırakmayı planlıyordu..

Ama komşuların bahçelerine bakınca vaz geçti.. O da kendi bahçesini çimlendirmeye karar verdi..

Çim düşmanları..

Geçtiğimiz Nisan ayında karı koca gidip bahçeye boydan boya çim ektiler.. Bir iki de çam fidanı diktiler.. Kemal arada bir Silivri'ye gidip evi yokluyor, diktiği çiçeklerin filan bakımını yapıyordu..

İşte ne olduysa bu günlerde oldu.. Bizimki tam bahçenin keyfini çıkarmaya hazırlanıyordu ki son Silivri ziyareti sonrası barut gibi döndü.. "Ne oldu?" diye sordum..

Olay aklına geldikçe öfkeden ağzı köpürdüğünden meramını doğru dürüst de anlatamıyor.. Anladığım kadarı ile birileri gece vakti bunun bahçesini ziyaret etmiş.. Kendi ifadesine göre "balyozla" bütün çimleri ezmiş..

Kemal bu işi kimin yaptığını bilmiyor.. Bunun nasıl bir düşmanlık olduğunu da anlamış değil.. Sadece konu aklına geldiğinde "Bu saldırı benim bahçeme yapılmadı, benim şahsımda tüm çevrecilere yapıldı.." diye konuşuyor..

Biz taktik olarak Kemal'i sakinleştirmeyi tercih ettik.. Tam olayı unutuyordu ki "çevreci şahsiyetine" yeni bir saldırı meydana geldi..

Kafayı Kemal'in çimlerine takan meçhul şahıs, artık her kimse, üç beş gün önce yazlığı ziyaret etmiş ve gece vakti yanında getirdiği asitle bütün bahçeyi sulamış..

Çimlerden balyoz darbesi ile hırpalanmayan ne kaldıysa onları da asitle yakmış..

***

Bu son vukuat Kemal'i resmen çıldırttı.. Olayı meydana çıkarıp suçluları cezalandırmaya and içti.. O saatten beri de sadece hafta sonları değil bütün yaz boyunca Silivri'de kalma kararı aldı..

Allah'tan evine giren hırsız yakalanmıştı.. Çalınan tabancasını geri alabildiği için tedariki de tamam.. Sabahlara kadar uyumayıp, elinde tabanca saldırganı bekliyor..

Sanki Yörük Ali Efemiz "jandarma baskını" ihbarı almış Kaz Dağı'nda pusuda bekliyor.. Öyle bir kararlılıkta..

Aile reisi olarak "topyekûn mücadele" kararı aldığından eşi Sariye Hanım'ı da üçüncü katın balkonuna nöbetçi dikmiş.. Oğlanın görevi de saat başı dışarı çıkıp evinde etrafında devriye niyetine tur atmak..

Eğer çim canavarı üçüncü bir sabotaj için gelirse seyredin cümbüşü.. Kemal kan dökme konusunda kesin kararlı..

Ben şiddetten nefret ettiğim için mücadelesine fiziki bir katkıda bulunamıyorum. Ancak Kemal'e cinayetten sonra "hapisanede kendisine bakacağıma dair" söz verdim..

İnsanlık namına!

505 defa görüntülendi.