Mürefte'yi sarsan aşk hikayesi

Ama bildiğiniz sıradan bir aşk hikayesi değil bu.. Çevre aşkı, doğa aşkı.. Şarköy'ü güzelleştirme aşkı.. Belediye Başkanı Kemal Karagöz'ü hayatının 68'inci baharında canından etti.. Hem de Çevreyi Güzelleştirme Derneği Başkanı'nın evinde..

Ben kendi kıymetimi bilmiyorum..

En önemli özelliğim olan "haberciliğimi" ihmal etmem bu yüzden.. Gerçi haberlerde, ansiklopedilerde, türkü ve destanlarda, şair şiirlerinde "Selahattin Duman" adı geçtiğinde; herkesin aklına başka başka özelliklerim gelir..

Kimisi Türkiye'nin en yırtıcı santraforu olduğumu iddia eder.. Ki o kadar yırtıcı değilimdir.. (Sadece bir maçta Kemal Yıldırım'ın formasını yırtmıştım..)

Kimisi Oscar'ı nasıl kaçırdığımı hatırlar; kimi de "Türkiye'de hububata dayalı beslenmenin yarattığı sonuçlar çerçevesinde, erkek cırcır böceklerinin yaşadığı cinsel sorunlar.." konulu bilimsel araştırmamı aklına getirir..

Oysa 178 olumlu özelliğimden en önemlisi "haberciliğim"dir.. (Meraklısına not: Alfebetik sıraya göre baştan 46'ncı özelliğim oluyor)

Nitekim dün Tansu Hanım ile Genelkurmay Başkanı arasında geçen "açıklama savaşını" okurlara en net şekilde anlatmıştım..

Haberi ortaya çıkaran Fatih Çekirge bile odama gelip beni kutladı ve "Usta! İşte benim haberde anlatmak istediğim de buydu.. Biz neden böyle yazamıyoruz? Sendeki bu ifade zenginliği, bu keskin vuruş nereden kaynaklanıyor?" diye sızlandı..

Ona gerçeği söyleyemedim.. İyi yazı yazmanın sırrının "Sabahları erken yatıp, akşama doğru erkenden kalkmak" gibi düzenli bir hayattan geçtiğini anlatmadım..

Bundan böyle okurlarımı "haber alma özgürlüğünden" bol bol yararlandırmaya karar verdim.. Bunlardan ikincisini aşağıda takdim ediyorum..

Çapkın başkan..

Tekirdağ muhabirimiz Zuhal Ergüzel, Şarkışla'ya bağlı Mürefte Beldesi Belediye Başkanı'nın esrarengiz biçimde aniden vefat ettiğini duyurdu..

Hemen olay yerine istihbarat leşkerlerimizi gönderdim. Olay yerinde tuttukları raporu değerlendirdim.. Vaziyet aynen şöyle:

Mürefte Beldesi'nin çalışkan, vizyon sahibi Belediye Başkanı Kemal Karagöz, Belçika maçının oynandığı gece, kalkıp iki yıldır yakın mesai arkadaşlığını yapan Hatice Sönmez'in evine gitmiş..

Gerçi beldedeki muhalifler "aralarında hissi ilişki vardı" diyorlarsa da ben söylentilere itibar etmeyip araştırmayı derinleştirdim..

Bir kere Hatice Hanım kırk yaşında evli ve iki çocuk annesi bir hanım.. Merhum Başkan da 68 yaşında evli barklı bir erkek.. Bu durumda yasal olarak bareberlik imkanları yok..

Ancak Hatice Hanım sıradan bir ev hanımı değil.. Resmi sıfatı olan bir kamu gönüllüsü.. Şarköy'de kurulan "Doğa ve Çevreyi Güzelleştirme Derneği"nin başkanı..

Kamu hizmeti gören iki önemli şahsiyetin sabahlara kadar "Ne yapsak da Şarköy'ün güzelliğine güzellik katsak.." diye kafa patlatmaları yadırganacak bir durum değil..

Ba'dehu; milli maçın oynandığı gece Başkan'ın canı biraz "çevrecilik" çekmiş.. Mesai saatleri uymadığından Dernek Başkanı Hatice Hanım'ı makamında değil, evinde ziyaret etmiş..

Milli maçı takım elbiseyle seyderecek değil ya! Eşofmanlarını giyip, divana uzanmış.. Hatice Hanım da mutfakta hazırlık yapıyormuş..

Elinde salata tabağı salona geldiğinde bir bakmış ki Başkan Karagöz, sekte-i kalpten çevre değiştirmiş.. Hemen telaşla doktor aramış, ardından polise de haber vermişler.. Ama Başkan için artık yapılacak bir şey olmadığından, ölüm raporunu tutmuşlar.

İşte Mürefte Beldesi'nde iktidar ve muhalefet yanlılarını birbirine düşüren olay bu..

Olayın şokunu hâlâ yaşayan Hatice Sönmez ise "O yeri doldurulamayacak bir insandı.. Sabah birlikte Edirne'ye toplantıya gidip akşam döndük. Beni eve bıraktı. Eşine yemek almıştı. Onu eve götürdü. 21.00'de geri geldi.. Maçı izlerken çok sinirliydi.. Mağlubiyete sinirlenip öldü.." diyor..

Bu durum haklı olarak Hatice Hanım'a sahip çıkan belde sakinlerine "Başkanı öldüren vatan sevgisi oldu.. Milli maçtaki mağlubiyeti yüreği kaldırmadı.." demek hakkı veriyor..

Yıkıcı propaganda..

Muhalefet ise Hatice Hanım'ın 20 yıllık eşi Ürkal Sönmez'i iddialarına bayrak yapmış, siyasi hırsını tatmin için kullanıyor..

Ne dediğini bilmeyen koca Ürkal Sönmez'i "Belediye Başkanının yerine benim ölmem gerekirdi. Şerefimle oynadı. İnsanların önüne çıkacak yüzüm kalmadı" diye ileri geri konuşturuyor..

Dernekçilik yapan kadınların evlerini ihmal ettiği mesajını da veren Ürkal Sönmez muhabirimize şunları anlatmış:

- 17 yıl mutlu yaşadık. Eşim ne zaman dernek başkanı oldu, iş değişti. Sürekli Başkan'la beraber oluyordu.. "İşimiz çok" deyip Başkan'ı eve de getirmeye başladı.. "Çalışıyoruz" deyip bir odaya kapanıyor, beni eve almıyorlardı..

Bu tartışmada Hatice Hanım'ı tutan belde sakinleri ise "Başkan makam arabasını arada bir Hatice Hanım'a veriyordu.. Hatice Hanım kamu malları konusunda titiz olduğundan makam arabasını kocasına kullandırmıyordu. O yüzden Ürkal Bey biraz hissi konuşuyor.." diyerek öfkeli kocanın haksız olduğunu savunuyorlar..

Ayrıca Ürkal Bey'in dernek üyesi olmadığı için Hatice Hanım ile Başkan arasındaki etkinliklere katılamayacağını işaret ediyorlar.

Bir çevre insanı olan Hatice Hanım ise duyarlığını bu olayda bile göstermiş..

Başkan'ın öldüğü koltuğu aynen olay gecesindeki haliyle muhafaza ederken, çevrede en küçük bir değişikliğe bile izin vermemiş..

Başkan'ın son nefesini verdiği koltuğu karanfillerle süslemiş. Başını dayadığı yere de bir Türk bayrağı sermiş.. Böylece evin salonu bir nevi "şehitlik" görünümü kazanmış..

Bu haberi yazarken çok duygulandım.. Tam o sırada "Avrupa'dan Futbol Görüntüleri" programı başlamasaydı kendimi yerden yere vuracaktım..

Bana da yazık olacaktı size de..

569 defa görüntülendi.