|
Kızdırmayın kafamın tasını, yürütürüm bütün basını..
Uykucu herifin biri olduğumdan "Cumhuriyet tarihimizin" en anlamlı basın eylemini kaçırdım.. Meslektaşlarım, Cağaloğlu yokuşundan inip el çırparak vilayet binası üzerine yürürlerken, ben yataktaydım ve anlayana "Uyuma, uyursan sıra sana gelecek.." mesajı veriyordum.. Acaba bu tarihi eyleme neden katılamadım? Ben memleket meselelerine kayıtsız bir filozof muyum? Cumhuriyetin tehlikeye düşmesi beni ırgalamıyor mu? Bütün medya leşkerleri el çırparak yürürken, ben neden arkalarından seyirtip tempo tutmadım? Duran toplara neden bu kadar sert vuruyorum? Az sonraaaa! *** Genel Yayın Müdürümüz Zafer Mutlu, gazetenin eşrafını başına toplamış Hürriyet binasına yapılan saldırı yüzünden rejimin nasıl tehlikeye girdiğini anlatıyordu.. Ben de Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla (Benim sıfatım askeriyede Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na muadildir) kendisine, ince sazla eşlik ediyordum.. Zafer Mutlu gözlerini yazar makulesinin üzerinde dolaştırdı.. Gözleri çakmak çakmaktı.. Bıraksalar; yönetim katındaki odasından, yazı işlerine atlayacaktı.. - Arkadaşlar, dedi.. Zor günler yaşıyoruz.. Odada derin bir sessizlik vardı.. Bu sessizliği benim davudi sesim bozdu: - Arkadaşlar, dedim.. Sayın Genel Yayın Müdürümüz'ün dediği gibi gerçekten zor günler yaşıyoruz.. Zafer Mutlu "Bunların niyeti rejimi yıkmak.." dedi.. Kimse sessizliği bozmaya cesaret edemiyordu.. İçimden "Ali Şen Başkan, Fener şampiyon.." diye bağırmak geldi ama konuyu dağıtmamak için kendimi tutup; - Hakkat öyle, dedim.. Bir "Oooffff!" çeksem.. Odadaki ağır hava herkesi bunaltmıştı.. Zafer Mutlu içindeki derin sıkıntıyı atmak istercesine bir "Oofff!" çekti.. Odada hazır bulunanların büyük bir ekseriyeti aynı şekilde "Offf"ladı.. Fakat genel müdür bu nidayı aniden çıkardığı için, odada bulunanların kısm-ı ekseriyesi gafil avlandı.. Herkes ayrı bir zamanlama ile "Offf!" çektiğinden olayın şekli değişti.. Oflama eylemi; TRT Çok Sesli Yurttan Sesler Korosu'nun şarkılarındaki nakarat bölümüne döndü.. Gazetenin kurmay kadrosuna şöyle bir göz attım.. Arkadaşlarımız, büyük bir savaşa girecek olan bir ordunun komutanları gibiydi.. Kararlı, azimli ve fedakardılar.. Zafer Mutlu'nun ağzından çıkacak olan sözlerin tek bir harfini bile kaçırmamaya çalışıyorlardı.. - Bugün Hürriyet'e, yarın bize, öbür gün başkasına.. dedi Zafer Mutlu.. Önümüzde çok zor bir dönem olduğunu işaret ediyor, çetin günler yaşayacağımızı belirtmek istiyordu.. Onu böyle günlerde yalnız bırakmayacağımı bir kez daha hissettirmek istedim: - Etrafımız sarıldı ama teslim olmayacağız, dedim.. Gözüm Hasan Cemal'e ilişti.. Gözleri dolmuştu ve gözlerini gözlerimizden kaçırmaya çalışıyordu.. Eğer bu konuşma güzün yapılsaydı, dışarda mutlaka bir şimşek çakar ve arkasından gelen gök gürültüsü bizi iliklerimize kadar dondururdu.. Ne var ki hava 28 dereceydi.. Binanın klimasında geçici bir arıza olduğundan arkadaşlar buram buram terliyordu.. Çetin bir mücadelenin başlangıcına uygun bir hava değildi.. O yüzden kat garsonundan lojistik destek isteyip soğuk meşrubat getirmesini talep ettik.. İmkanlarımız bu kadar kıttı işte.. Ama biz mücadeleyi bırakmama konusunda kararlıydık.. Eylem planı yapıldı.. Zafer Mutlu arkadaşlara mücadelenin Cağaloğlu'ndan vilayet binasına kadar yapılacak bir toplu yürüyüşle başlayacağını anlattı.. İstihbarat servisinden istenen şehir haritasını Can Ataklı'nın masasına yaydı.. Harekatın nasıl işleyeceğini bir bir açıkladı: - Biz yürüyüş koluna buradan katılacağız ve Ertuğrul Gazi komutasındaki Hürriyet kuvvetleri ile birleşeceğiz.. - Hürriyetçiler'e saldıracak mıyız? diye sordum.. Bu sefer saldırmayacakmışız.. Güçbirliği yaptığımızdan yan yana yürüyecekmişiz.. - Milliyet çalışanları da Derya Sazak yönetiminde gelecekler. İran Konsolosluğu önünden geçip bize katılacaklar.. - Bari Milliyetçiler'e saldırsaydık.. Gafil avlardık, dedim.. Ters ters bakmalarından planımın beğenilmediğini anladım.. Israr etmedim.. Zaten ısrarcı bir insan değilimdir.. Sadece "Hiç değilse aşağı kata inip Yeni Yüzyıl çalışanlarını dövelim.." diye mırıldandım.. Maksat sıkı bir eylem koyalım ki kamuoyu bizim "basına yapılan saldırılar" yüzünden sinmeyeceğimizi anlasın.. Bu önerim de teknik olarak uygulanabilir değilmiş.. Çünkü Yeni Yüzyıl taifesi de bizimle yürüyecekmiş.. *** Zafer Mutlu bütün teknik ayrıntıları aktardıktan sonra "Arkadaşlar yarın saat 10.00'da hep birlikte Cemiyet'in önünde olalım.. Diğer arkadaşlarımıza da duyurun. Katılıma önem verelim ki kamuoyu basının tek vücut olduğunu anlasın.." dedi.. Sonra bana döndü: - Zat-ı aliniz inşallah zamanında uyanırlar, diye hitap etti.. Benim görevden kaçacağımı ima eden bu sözlere biraz burundum.. Özellikle Cengiz Çandar ile Mehmet Barlas'ın "Haaa! Haa! Hoo! Hooo!" diye gülüşmelerine, daha doğrusu zoraki yaptıkları gülme efektlerine çok sinirlendim.. - Şey, dedim.. Belki uyur kalırım.. Yetişemiyebilirim.. Siz sabah yürüyün.. Ben öğleden sonra Cağaloğlu'na gider tek başıma vilayetin üzerine yürürüm.. Tatsız bir ifadeyle "Yarın sabah görüşürüz.." demesinden çok gergin olduğunu anladım.. Cevap vermeyip odadan çıktım.. Ardımdan da Sedat Sertoğlu ile Okay Gönensin çıktılar.. Metro'ya gidip "traking ayakkabısı" dedikleri yürüyüş ayakkabısı alacaklarmış.. YARIN: Hazır ol vaktine Nemçe kralı.. Medya ordusu yer götürmez asker ile geliyor.. 399 defa görüntülendi. |