|
Kime oy verdiysem dereceye giremedi..
Eğer bu bir tesadüf değilse, yarışmanın sonucunu kendi açımdan çok manalı buluyorum.. Jüri üyeleri bana karşı birleşmiş olabilir mi? Dış güçlerin bu sonuçta dahli var mı! Ali Kırca'nın oyununa mı geldik? Araştıracağım.. Bugün özet filan yok.. Cosmo-Lee Girl '97 yarışmasında, sahneye çıkan kızlarımızın ilk encamını anlatıp yüksek değerlendirmelerimi kamuoyunun bilgisine sunmuştum.. Kaldığım yerden devam ediyorum.. Şimdi kızlar önümüzde dönüp duruyor.. Yandaki dev ekranda ise kızların kendilerini tanıtmasını izliyoruz.. Çekimleri daha evvel yapıp banda aldıklarından konuşurken hiç teklemediler.. Bu konuşmalardan anladığım kadarıyla kızların hiçbiri futbol, güreş, boks gibi popüler sporlara rağbet etmiyor.. Bunlar bizim hiç bilmediğimiz sporlarla uğraşıyorlar.. Mesela bir tanesi "Ben spor olarak snowboard yaparım" dedi.. Demesiyle benim aklımı zayi etmesi bir oldu.. İngilizce'den söktürebildiğim kadarıyla "snow" sözcüğü "kar" demek olduğundan, söz konusu sporun nasıl bir şey olduğunu çıkarmaya çalışıyorum.. Kayak olmadığına eminim.. Belki de kar yağdığında "kardan adam" yapıyorlardır.. Kardan adamını kim önce bitirirse o birinci oluyordur.. Yanımda oturan jüri üyesine, belki bir açıklama yapar diye zarf atıp; - Kıza bak.. Snowboard yapıyormuş, dedim.. O da bana "gençler arasında çok yaygın" cevabını verdi.. İyice meraklandırdı.. Gazetede aklı eren birini bulursam ilk fırsatta bu "snowboard"ın ne olduğunu soracağım.. Dans grubu da vardı.. Kızlar üst baş değiştirirken sahneye iki kız ve iki erkekten oluşan bir dans grubu çıktı.. Dans ederek seyirciyi oyalamaya çalışıyorlardı.. Dans dediysem bildiğiniz bir şey değil.. Klasik danslara benzemiyor.. Yan yana durup el ele tutuşsalar "Halay çektiler" diyeceğim, o da değil.. Disko dansı da değil.. Hareketlerin içinde bale figürleri vardı.. Arada bir, birbirlerini kapıp sağa sola savuruyorlardı.. Güvercin taklası oynar gibi, biri eğiliyor, diğeri üzerinden aşıyordu.. Bu dansı belli ki kendileri icat etmiş.. Ortaya, çağdaş bale ile bizim Güney Anadolu folklorundaki "Teke Zortlatması" arası bir şey çıkmış.. Doğu-Batı sentezi olmuş.. Çok beğendim.. Bütün ilk ve orta dereceli okullara tavsiye ederim.. Dans grubu mecburi hizmetini tamamladıkça kızlar geliyorlar sahneye.. Onlar gidince de dans grubu.. Bir keresinde araya Ozan Orhon girdi.. Sarı, turuncu, siyah renklerin hakim olduğu bir mont giyip kendisine "benzin istasyonunda çalışan potansiyel pop sanatçısı" süsü vermiş.. Altında da deriden bir pantolon vardı.. Deri pantolonları severim.. Çok dayanıklı ve sağlam olurlar.. Eskiden pehlivanlar da yağlı güreşte manda gönünden yapılma kispet giyerlerdi.. Katiyen yırtılmaz, ayrıca pehlivanın ağırlığına ağırlık katardı.. Pehlivan kispetlerinin üzerlerinde ise çeşitli işleme motifler olurdu.. Ozan Orhon giyimde sadeliği tercih ettiğinden kispeti düz, yani işlemesizdi.. Sahneye çıkar çıkmaz "Elleri görelim.." diye bağırdı.. Aklımdan, "Oğlan askerden yeni geldiği için hâlâ kışlanın etkisinde.. Herhalde tırnak muayenesi yapacak.." diye geçirdim.. Niyeti o değilmiş.. O türkü söylerken, biz ellerimizi çırpacakmışız.. Salonda ya ağır takılan davetliler var.. Ya da yarışmanın heyecanından sürekli dua okuyan kız yakınları.. Gerisi de medya leşkeri.. Yani gazeteci tayfası.. O sebepten "Elleri görelim.." çağrısı karşılıksız kaldı.. Lakin oğlan kararlı.. İlle de elleri görecek.. İki arada, bir derede, durup durup "Elleri görelim.." diye naralanıyor.. Bir de ayakkabıları çok dikkatimi çekti.. Çok büyüktü.. Belki de ağabeyine almışlardı, yanlışlıkla bu giydi.. Uzun etmeyelim, Ozan Bey on dakika kadar sahnede kaldı.. Çok duygulu melodileri olan, manalı sözlerle dolu birkaç türkü okuyup gitti.. Aklıma gelenler.. Kızları sahnede izlerken, kendimi "hamamda gelinlik kız beğenen oğlan anaları" gibi hissettim.. Eskiden oğlan anaları gözlerine kestirdikleri kızları gidip çarşı hamamında görürlerdi.. O vakitler evlerde bugünkü gibi müstakil banyolar olmadığından, her genç kızın yolu mecburi olarak çarşı hamamından geçerdi.. Oğlan analarının elinden kurtulamazlardı.. O zamanlar estetik diye bir şey de olmadığından takma uzuvlarla kendilerini kurtarmaları mümkün olmazdı.. Şimdi devir değişti.. Oğlan anaları oğullarına kız beğenmek için televizyonlarda yayınlanan güzellik yarışmalarını izliyor, kızların çarpığı çurpuğu var mı diye bakıyorlar.. Memlekette o kadar çok güzellik yarışması yapılıyor ki, bekar erkeklerin tekmiline yetecek kadar gelin adayı var ortada.. Nitekim benim halim de böyleydi.. Kızlara yarışma boyunca alıcı gözle baktım.. Yalnız bir turun haricinde.. Kimin aklına gelmişse, son tur için kızları yeşillendirmişler.. Daha doğrusu ağaçlandırmışlar.. Çam dallarından yapılma eteklikler giydirip podyuma salmışlar.. Kızlar çam ağacından eteklerle dolanırken, sahne, sosyaldemokrat ilçe belediyesi tarafından yaptırılmış "Anayasa Parkı"na döndü.. Kızlardan birinin eteğini ayarlayamamışlar.. Donu gözüküyordu.. Diğer erkek jüri üyeleri gözlerini kızın donundan hiç ayırmadılar.. Ben aile terbiyesi aldığımdan hep önüme baktım.. Sonra biraz pişman oldum ama kendi kendime kaldığımda "iyi ki bakmamışım.." diyorum.. Sonuçlar açıklandı.. Benim oy verdiklerimin tamamı elendi.. Finale kalanları da ayrıca oyladık.. Ben kimi işaretledimse ilk beşe giremedi.. Torpil yapayım diye uğraştığım 18 numara dahi.. Bu yazının ana fikri: Ben güzelden iyi anlıyorum ama diğer jüri üyeleri anlamıyor.. Yarın entel takılıp güzellik yarışmalarının tarihçesinden bahsedeceğim.. Böylece hafta bitecek.. Çok kurnazımdır.. 379 defa görüntülendi. |