|
Kendinizi zorla davet ettirin..
Ben onu bunu bilmem.. Bu memleketin başına yönetici olarak kimi dikiyorsanız, önceden imtihan etmeniz lazım.. Yanık ampulleri değiştirebiliyor mu? Çöp torbasını yerlere saçmadan dökebiliyor mu? Gevşeyen vidaları sıkıştırabiliyor mu? Bunları yapamıyorsa bilin ki memlekete bir hayrı olmaz.. Nereden mi biliyorum? Bazılarını hayatın içinde izledim de oradan.. *** Biz son Amerika seyahatimizde Duygu Asena'ya baktık ya! Yedirdik içindik, odasına götürüp yatırdık.. Sabah olduğunda uyandırıp kahvaltıya indirdik. Uçakta yerini bulduk.. İşte o sebepten Duygu Hanım kendisini biz erkek milletine borçlu hissediyordu.. Bunun sezdiğim gün "Bizi evine yemeğe davet etsene.." teklifini yaptım.. "Biz.." diye söz ettiğim malum gezi çetemiz.. Kısa bir tereddüt geçirdi.. Hayır, dese memleketin en önemli yazarını kendisine hasım yapacak.. Evet, dese başına neler gelecek belli değil.. Bir süre tiner koklamış gibi yüzüme boş boş baktı.. - Madem ısrar ediyorsunuz buyurun bari, dedi.. Gerçi elini ağzına götürüp yarısını kapatma hareketi yapmadı ama ben yine de bunun "yarım ağızla" yapılan bir davet olduğunu anladım.. Hiç tınmadım.. Çünkü onu insanlığımızla utandırmaya kararlıydım.. Kadın Zekeriyaköy'de "Vali Lojmanı" gibi koca konak dikmiş lakin bugüne kadar evinde insan ağırlamadığı için ne yapacağını bilemiyor.. Misafire çay mı ikram edilir, börek mi çıkartılır, haberi yok.. - Peki ne yiyeceksiniz, diye sorduğu zaman durumun vehametini bir kez daha idrak ettim.. "Sen kendine dert etme.. Biz bahçeye çıkar otlarız.." diyecek olsam kadın "İyi iyi.. Ben de şarap da var.." diyecek.. Ev işlerine o kadar hakim yani.. Duruma el koymasam fiilen aç kalacağız.. Uğur Cebeci'ye "Sen hazır birşeyler al.." dedim.. Ataköy'de güzel çerkez tavuğu, yaprak sarma yapan bir yemek dükkanı var.. Ali Kırgız da evinde yaptığı Güney Afrika şarapları stoğunu patlatıp, beş altı şişe getirmeyi üstlendi.. Ben büyük bir mangal alacağım.. Kömürü ile beraber.. Duygu da etleri tedarik edecek.. Mehmet Yaşin ile Faik Akın ise ayak işlerine yardım edecekler.. *** Şey kısmetten çıktı mı uçkur dokuz yerden koparmış.. Pazar günü bir kalktım ki ortalık Nuh Tufanı öncesi gibi.. Bir tek bulut aralığı yok ki göğün rengini seçelim.. Lakin söz vermişiz bir kere.. Üstüne üstlük Duygu Hanım, Zekeriyaköy'deki malikanesinin yerini 1/10000 ölçeğinde el imalatı bir haritaya işaret edip adreslerimize yollamış.. Böylece harita konusunda ne anladığını da öğrenmiş olduk.. Maslak yolu ile Kilyos yolunu düz bir çizgi ile birleştirip, arada bulunan bütün mekanları üzerine işaretlemiş.. Fakat çizgiyi kısa tuttuğundan araya sığmayanları da yolun dışına kaydırmış.. İstanbul'un nazım planı gibi birşey çıkmış ortaya.. Bir hafta baksan adresi tesbit edemezsiniz.. Ayrıca haritanın aklına uyup o çizgileri takibe kalkarsanız, Yunan askeri gibi Ege denizine dökülme ihtimaliniz var.. Böyle durumlarda bana bir iman gücü gelir.. Kendimi bilinmeyenin koynuna atacak kadar tevekkül sahibiyimdir.. Haritanın yetersizliğine bakmayıp, gözümü kararttım.. Evden çıkmaya karar verdim.. İlk hedef bizim çifte tellideki Metro binası.. Evvelden buraya yaptığım resmi ziyaretler sırasında, barbekü setlerini görmüşlüğüm var.. Gidip onlardan bir tane alacağım.. Sinirleninizi imtihan etmek istiyorsanız gidip Metro'dan alışveriş edin.. Dışarı çıktığınızda hala birine bulaşmamış, kavga çıkarmamış, slogan atmamışsanız ruh sağlığınız "İstanbul'da yaşamaya müsait.." demektir.. Metro çarşısı o Pazar anababa günüydü.. Millet alışverişe gelmiyor da sanki burada piknik yapıyor.. Çocukları alışveriş arabalarına bindirip, reyon reyon gezdiren mi ararsın? Deniz hamamında giyinmek üzere iki parçalı bikini mayo seçmeye çalışan tesettürlü hanımlar mı ararsın? Tenis raketi seçmeye çalışan gecekondu delikanlıları mı ararsın? Bütün çeşitler orada.. Gidip en büyük barbekü setini gözüme kestirdim.. Bir araba bulup yükledim.. Mübarek öyle de hacimli bir şey ki.. Ben diyeyim barbekü seti, siz deyin Kelebek mobilyanın gardolabı.. Bir torba da mangal kömürü aldım.. Benim işim tamam.. Bir an evvel buradan çıkıp yollara düşmeye hazırım.. Lakin çıkabilirsen çık.. *** Binanın ön cephesi boydan boya kasa.. Her kasanın ardında koca bir kuyruk var.. Millet arabalarını öyle bir doldurmuş ki sanki "gizli seferberlik" hali var.. Ben bizim millette ölçü olmadığını bir de burada gördüm.. Önümdeki sırada bir aile vardı mesela.. Koca alışveriş arabasını tepeleme makarna doldurmuşlar.. Bu kadar makarna pişirilip yenmez.. Belli ki bunlar evlerine kaçak kat çıkıyorlar.. Makarnanın fiyatı çimentodan daha ucuza gelmiş galiba.. Yükledikleri makarnaları harç niyetine kullanacaklar.. Kadın o kadar malın arasından aradı taradı bir makarna paketi buldu.. Evirdi çevirdi.. Teknik incelemesini yaptı.. Kalite kontrol testinden geçemeyen makarnayı değiştirmesi için oğluna verdi.. Oğlan gidip o tarif edilen makarnayı bulacak da elindekiyle değiştirip getirecek.. O zamana kadar tahsilat hizmeti duracağından biz de bekleyeceğiz.. Böyle bir ıstırap yani.. Çaresiz bekledik.. İki parça malın parasını vermek bir saatimizi aldı.. Daha önümüzde koca bir Zekeriyaköy yolu var.. Hikayenin gerisi de yarına kaldı.. Dikkat! İnşaat alanına girmek yasaktır.. Yasak işte.. Size ne? 519 defa görüntülendi. |