|
Kapı dinleme olayından ceptelefonu casusluğuna
Böyle zararlı fikirler hep Ankara'dan çıkar zaten.. Bunalıma giren muhaliflerden biri tuttu "Cep telefonları dinleniyor.. Vatandaş ne konuşuyorsa hükümetin haberi oluyor.." diye bir laf çıkardı.. Milletin aklı başından uçtu.. Cepçiler "Ulan hakkat mı?" diye sağına soluna bakınırken bir hükümet üyesinden "Evet.. Tekmil konuşulanları dinliyoruz.." doğrulaması geldi.. Şimdi vatandaş diken üzerinde.. Şahsen çevreme baktığımda bu tartışmanın etkisini görebiliyorum.. Millet dinlenme korkusu yüzünden, telefondan kesildi.. Eskiden kapı zilini çalmak yerine cep telefonuna sarılanlar bile tedirgin.. İki gündür bizim Kemal Yıldırım'ı gözlüyorum.. Cep telefonunun aküsünü iki gündür boşaltamadı. Oysa telefonun şarj aleti fişten çıkmazdı.. Bizim binaya giren elektiriğin yarısını bunun cep telefonunun aküsü tüketirdi.. Kapı önünde oturan sekreterini bile on dakikada bir cep telefonundan arayıp "Beni arayan var mı?" diye sorarkan, şimdi anlamlı bir suskunluk içinde.. *** Benim dinlenme diye bir korkum yok.. Zaten telefonun ceplisinden de cepsizinden de nefret ederim.. O yüzden mecbur kalmadıkça telefonda konuşmam.. Hani mümkün olsa "dumanla işaretleşme" yöntemine döndüreceğim memleketi.. Ama milletin cep telefonu manyaklığına sinir oluyordum.. En çok da cenazelerde sinirleniyordum.. Meftayı toprağa vereceğiz.. Mezarının başına toplanmışız.. Hoca efendi "er kişi niyetine" tekbir getirip duaya çağırıyor.. Cemaatin eli kulağında.. Fıs fıs birşeyler konuşuyor.. Ulan bari burada yapmayın.. Allahtan biraz din eğitimi almışlığımız var.. Bu işleri bilmesem "Rahmetliye cennet için rezervasyonu yaptırıyorlar" diyeceğim.. Siyasiler bıkılacak... Ankara'ya gittiğimde görmüştüm.. Politikacı kısmının önünden cep telefonu eksik olmuyordu.. "Telli telefonların dinlendiği" akıllarında kalmış, o yüzden şenaatlerini icra için cep telefonunu tercih ediyorlar.. Ankara'da politikacıların toplandığı bir mekana gidip bakın.. Kimin siyasi geleceği parlak, kimin değil hemen anlarsınız.. Seçim kaybedecek politikacıyı önündeki telefon durumundan teşhis edebilirsiniz.. Partinin ikinci sınıf milletvekilleri tek telefona talim ederler.. Onun da zili çalmaz.. Arada bir çalacağı tutar.. O zaman çok heyecanlanırlar.. telefonu büyük bir özenle açıp; en üst perdeden "Aloooo" diye bağırırlar.. Bağıracak ki etraftakiler dönüp "Haaa! Filanca bey cep telefonundan konuşuyor.." desinler.. Söz konusu milletvekilinin konuşacak bir vatandaş bulduğunu anlasınlar.. Ben bağırırlar diyorum ama siz Bekri Mustafa'nın meyhane dönüşü salladığı narayı anlayın.. Öyle bir "Alooo" narası ile lafa girip, slogan atar gibi konuşurlar.. *** Eğer bir politikacının önünde, birden fazla cep telefonu görürseniz anlayın ki kafaya bakan olmayı takmış.. Ya olacak, ya olacak! Çaresi yok.. Bakan olamazsa partiyi terkedecek demektir.. Zaten iki telefonun manası da budur.. Hatlardan biri kendi partisinin ileri gelenlerine diğeri ise transfer olacağı partinin ileri gelenlerine açık durur.. Bulundukları mekanlarda en fazla ilgiyi de bunlar görür.. Telefon konuşmaları da farklıdır.. Telefonun zili çaldığı zaman hiç telaş etmezler.. Aslında sesinden hangi telefonun çaldığını anladıkları halde çalmayan telefonu ellerine alıp, kadranına bakarlar.. O sırada diğerinin zili bir daha çalar.. "Öbüründen arıyorlarmış.." deyip ikinciyi ellerine alırlar.. Bu sayede etrafta bulunanlar iki telefonun varlığından bir kez daha haberdar olurlar.. Konuşmaları ise pes perdeden değil, normaldir.. "Canımlı, şekerimli.." hitapları tercih ederler.. Böylece, kendilerinin telefonda konuştukları kişiden daha önemli olduğunu hissettirir, aynı zamanda çevreye "her boyaya giren, uyumlu siyasetçi.." mesajı verirler.. Sebebi Erbakan'dır... Bu arada bazı safdiller de telefon dinleme ile demokrasi arasında bağ kurup, hükümete kabahat bulmaya çalışıyorlar.. Ankara bürosundaki arkadaşlardan dinlemiştim.. "Dinleme olayı.." patlak vermeden önce Bakanlar Kurulu toplantılarında bile harici konuşmalar "daha güvenli" diye cep telefonlarından yapıyorlarmış.. Hal böyleyken "Cep telefonu dinlemenin ayıp birşey olduğunu" hükümete kabul ettirmeye çalışan, bundan da siyaseten puan toplamayı bekleyenlerin aklına şaşarım.. Şimdi işler değişti.. Bizim telefonları dinletenler de aynı tedirginliğin içinde. Ellerindeki aletlere güvenemez oldular.. Bunun sonucu olarak da Ankara'da gözle görülür derecede bir iletişim kopukluğu yaşanıyor.. *** Bana sorarsanız bütün bunlar Hoca'nın başının altından çıktı.. Hoca koalisyon ortağını öyle bunalttı ki, koskoca bir bakan durduk yerde "Evet, telefonlar dinleniyor.." lafını ağzından kaçırdı.. Milli Güvenlik Kurulu'nun şartları filan Hoca'yı etkilemez.. Hazret'in oturduğu makamdan gönül rızası ile kalktığını gören olmamıştır.. Odalar Birliği Başkanlığı'nı kaybettiğinde bile makamından çıkaramadılar.. Demirel o vakitler başbakandı.. Hoca'nın üzerine polis saldı.. Zaptiyeler makam odasının kapısını balta ile kırıp girmiş, Hoca'yı koltuğu ile birlikte dışarı çıkarmışlardı.. Şimdi bu son yazdıklarımı hayal mahsulü sananlar çıkabilir.. Ama inanmayan eskilere sorsun.. Gazete arşivlerine baksın.. Hoca bu.. Darbe uyarısı filan anlamaz.. Siyasileri daha çok bunalıma sokar.. Onlar bunaldıkça da bombalar patlar.. Cep telefonlarının dinlenmesi ilk bombaydı.. Gerisini bekleyin. 768 defa görüntülendi. |