|
İşbirlikçi olmayı ben istemedim.. Kader bu..
"Ben bir kader kurbanıyım.." Bugünlerde bu zekice espriyi sık sık duymaya hazırlanın.. Ama uyarıyorum.. O kadar çok yapılacak ki bırakın gülmeyi, sinirden deliye döneceksiniz.. - Şunu şurada boğazlayıp ben de bir kader kurbanı olsam ne lazım gelir, diye düşüneceksiniz.. "Kader" sözcüğünün, bildiğiniz sözcük anlamı ile bir ilgisi yok.. "Kadınlar Derneği" sözcüklerinin ilk hecelerinden türetme.. Derneğin kendisi ise siyasi hayatımıza yeni adımını attı.. Pazar ve Pazartesi gününün gazetelerinde kurucuların fotoğraflarını görmüşsünüzdür.. Bir grup orta yaşta hanımefendi objektife gülümseyerek poz vermişler.. Ben önce bu fotoğrafın kabul günlerinden birinde çekildiğini zannettim.. Hani ev hanımları gün yapıyorlar ya! Bir yandan pastaları, çörekleri yutarken, bir yandan da en yararlı rejimin hangisi olduğunu tartışırlar.. Öyle bir etkinlikte çekilmiş herhalde, diye düşündüm.. Sonra dikkatle bakınca, aralarında bizim Zeynep Göğüş'ün bulunduğunu fark ettim.. Fark etmemle yüreğimin pırpırlanması bir oldu.. Kadınlar derneği Zeynep benim en son oda komşum.. Hasan Cemal felaketinden sonra bir süre Salih Memecan ile komşuluk yapmıştım.. Teknik sebeplerden (Veya kirayı ödeyemediğinden) Salih başka yere taşınınca yerine Zeynep Göğüş geldi.. Komşuluk icabı odasına "hoş geldinize" gittim.. Eli boş gitmeyeyim diye evde kendi elimle sardığım yaprak dolmadan bir tabak götürdüm.. O da bana iade-i ziyarette bulundu.. Ama kuru kuruya.. Eli boş geldi.. Biraz buruldum tabii.. Hatta dolmalarımı geri istemeyi bile düşündüm.. Olgun bir insan olduğumdan vazgeçtim.. O günden beri de iyi komşuluk ilişkilerini sürdürüp gidiyoruz.. Ben yabancı dil bilmediğimden sık sık kelime sormak için odasına gidiyorum.. Yarım saat içinde cevabımı alıyorum.. Çünkü ne zaman odasına girsem telefonla konuşuyor.. Telefon ahizesi kulağına yapışık gibi.. Ben hayatımda bu kadar çok telefonla konuşan birini daha görmedim.. Kadınlar süs olarak kulaklarına küpe filan takarlar.. Bu resmen telefon ahizesini takmış.. Ahize kulağına yapışık halde o kadar çok duruyor ki, kök salıp dallanması bile benim için sürpriz olmaz.. *** Gelelim, Zeynep'in adını duyunca yüreğimin pırpır etmesine.. Odama gelip kurdukları derneğe beni üye yapmak isteyeceğini adım gibi biliyordum.. Nitekim yanılmadım.. Kurdukları derneğin kağıtları elinde, sallaya sallaya odama geldi.. Askerdeki yavuklusundan mektup almış köy kızları gibi neşeli.. "Hiç itiraz etme.. Derneğimize üye olacaksın.." dedi.. Başladı bana kısa adı KADER olan derneğin yararlarını anlatmaya.. Meclis'e en az 55 kadın sokacaklarmış.. Bir seçim bölgesinde hangi partinin kadın adayı ileri durumdaysa, onu destekleyeceklermiş.. Çok faydalı bir örgütlenmeymiş.. Demokrasiye iyi gelecekmiş.. O kadar çok faydasını saydı ki derneğin, aklımda kaldığı kadarıyla diş ağrısından tutun, bel tutulmasına kadar her derde deva.. Hem dinliyorum, hem de düşünüyorum.. Bugüne kadar "erkeklik gurur ve şuurunu" bayrak gibi taşımışım.. Soy soylamış, boy boylamışım. İçip içip attığım naralarla erkekliğin şanını yedi mahalleye duyurmuşum.. Kol gibi sırma bıyıklar bırakmışım ki her bir dalına adam asılır cinsinden.. Şimdi nasıl olur da bir grup kadının kurduğu bir derneğe üye olurum? Nasıl olur da kadınların Meclis'e girmesi için mücadele ederim? Haydi tutup mücadele ettik, diyelim.. Meclis'e sokacağımız her kadın, bir erkeği, yani benim cinsimden bir babayiğiti yerinden etmez mi? Bu durumu beraber askerlik yaptığım silah arkadaşlarıma nasıl anlatırım? Bülbül ötüşlü kanarya yetiştirenler derneği yöneticilerinin yüzüne nasıl bakarım? Erkek milletine nasıl ihanet ederim? Ben hain miyim? Mazeretim var.. Tahminim doğru çıktı.. Ben bir hainmişim.. Çünkü Zeynep pastaneden aldığı çikolatalı keki ikram ettiğinde daha fazla direnemedim.. (Ama kekin içinde Antep fıstığı da vardı..) Teklifini kabul edip kadınlarla işbirliği yapmayı ve KADER'e üye olmayı kabul ettim.. Mazeretim de hazır.. Soranlara "Beni içmeye götürdüler.. İçkime hap atmışlar.. Kendime geldiğim zaman KADER üyesiydim.." diyeceğim.. Önümüzdeki günlerde KADER üyeleri ile birlikte sıkı bir çalışma temposuna gireceğiz.. Önce Meclis'e bol miktarda kadın üye sokacağız.. Sonra bu üyeler sayesinde kadınların lehine kanunlar çıkartacağız.. Mesela "Kadınlarda orta yaşı 60'a yükselten" bir yasa önerisi için teknik çalışmalara başladık bile.. Kız isteme olayını da belli esaslara bağlayacağız.. Öyle her aklına esen kız isteyemeyecek.. Oğlunu evlendirmek isteyenler önce kız tarafına "kaparo" yatıracak.. Nişan bozulduğu zaman kaparosı yanacak.. Nişanlılık süresi de yasayla belirlenecek.. Üniversite mezunları 8 ay, lise mezunları 14 ay, ilk ve ortaokul mezunları da en fazla 18 ay nişanlı kalabilecek.. Nişanlı erkekler haftada en az dört defa, evliler ise en az iki defa "Seni seviyorum" demek zorunda kalacaklar.. "Seni seviyorum" demek mecburiyeti evliliğin ancak otuzuncu yılından itibaren kalkacak.. Ayrıca her erkek senede bir defa, eşinin çok güzel bir kadın olduğunu "yazılı olarak" muhtarlığa tebliğ edecek.. *** Bunların çoğu benim fikirlerim.. Oldu olacak, kırıldı nacak.. Erkek milletini satışa getirdik.. Bari kadınlara yaranalım.. Fikrim de bu zikrim de.. Kendimden tiskiniyorum.. 540 defa görüntülendi. |