|
Hoş geldim İstanbul..
Antalya'daki sanat etkinliklerim bitti.. Antalya ahalisini sanata doyurdum.. Hatta kışa yetecek miktarda sanat stoklattım.. Artık İstanbul'dayım.. (Bu spota bir de doldurma cümlesi ekleyeyim ki bitsin..) Elma attım karşıya, yuvarlandı çarşıya.. Antalya'nın dönüşü şenlikli oldu.. Otel tam hareketlenmişti ki bizim ekip pılısını pırtısını toplamaya başladı.. Dün Baba'nın Antalya kıyısından nasıl geçtiğini ve bu görkemli geçişin turizmi nasıl etkilediğini yazmıştım ya! İstanbul'a döner dönmez tepkisini aldım.. Dün masama oturmak üzere besmele çekiyordum ki Yeşim odaya girdi ve Antalya Valisi tarafından arandığımı söyledi.. Antalya Valisi beni niye arar? Şehre giderken beni istikbâl edemediği için maazeret mi bildirecek, yoksa şehirden ayrılırken peşime bando mızıka takamadığı için "pişmanlık yasasından" yararlanma talebinde mi bulunacak? Belki de "Baba hakkında yazdıklarınızı okudum.. Çok beğendim.. Ben de aynen sizin gibi düşünüyorum.. Hepimiz telef olduk.." mu diyecek? Bu sorulara kendim de cevap bulamadığımdan Sayın Vali'yi hemen telefonla arattım.. İlçelerden birine "tetkik ve inceleme" gezisi yaptığından yerinde bulamadım.. Herhalde bugün arar.. Ben de meraktan kurtulurum.. *** Otelin şenlendiğinden söz ediyordum.. Bizim ayrılmamızdan iki gün önce Tarkan ekibiyle birlikte otele geldi.. Antalya'daki konserleri için bizim oteli seçmiş.. Arkasında da atmış kişilik bir ekip.. Ardından da Bülent Ersoy ve saz arkadaşları teşrif ettiler.. Bizden de Şener Şen ile Uğur Yücel var.. Royal Resort Oteli bir anda festival alanına döndü.. Ekipler farklı Tarkan'ın ekibindekiler ile Bülent Ersoy'un ekibindekileri birbirinden kolayca ayırabiliyorsunuz.. Tarkan'ınkiler gençlerden oluşuyor.. İstanbul'un ne kadar gürbüz delikanlısı varsa ekibe katmışlar.. Ya uzun saçlı oluyorlar ya da dazlak.. Ayrıca "aşırı beslenmeden" dolayı yüzleri yuvarlak yuvarlak.. Hele bir koruma ekibi var ki Amerika'dan ithal edilmiş zannedersiniz.. Kısa kollu tişört giydiklerinden pazuları kırk metreden farkediliyor.. O pazuları nasıl vakit bulup da "big burger" gibi şişirmişler? Sanki Tarkan'a leşker yazılmadan önce Sultan Mecit Efendimiz'e hamlacılık yapıyorlardı.. Hepsi de lobi de oturuyor.. Tarkan altıncı kattaki suitinden şöyle kapı önüne çıkmasın.. Hemen iki üç tanesi asansöre fırlayıp o katın koridorunu muhafazaya alıyorlar.. Öyle bir sıkı koruma yani.. Burak Kut'un da böyle bir koruma ekibi varmış.. Önden iki motosikletli bodyguard gidiyor.. Arkada zırhlı süsü verilmiş bir kara minibüs.. Onun ardında da başka korumaları taşıyan bir araba.. Koruma sistemleri mükemmel lakin küçük bir eksiği var.. Ortada starı koruyacakları bir düşman yok! *** Bülent Ersoy'un ekibi ise avurtları üflemekten çökmüş, kara bıyıklı ağır delikanlılardan kurulu.. Adama her an delmeye hazır bir tornavida gibi bakıyorlar.. (Bu son cümlenin mealini çıkarmak için lütfen argo sözlüğüne bakınız..) Benim kanım daha çok Tarkan'ın ekibindeki yuvarlak yüzlü oğlanlara ısındı.. Benim yüzüm de yuvarlak olduğundan aramda bir benzerlik kurdum.. Aslında "yuvarlak yüze sahip olmak.." o kadar kötü bir şey değil.. Gerçi "entel bir görünüm" vermiyor insana ama cahil kadınlar yuvarlak yüzlü erkeklerden çok hoşlanır. Rahmetli Gazi Paşamız, Naciye Sultan'a talip olduğunda bu gerçeği bilemedi.. Çünkü aynı anda Enver Paşa da Naciye Sultan'ın dest-i izdivacına talip olmuştu.. Tarihi tercih Gazi Paşamız'ın Avrupai bir yüzü var.. Bugünkü tarifi ile daha entellektüel bir görünüm, yani.. Enver Paşamız'ın yüzü ise ramazan pidesi gibi toparlaktı.. Yanakları da Amasya elması gibi kızarık olduğundan Naciye Sultan'ın gönlü Mustafa Kemal'e değil, Enver'e kaydı.. İşte bu tercih Türkiye'nin kaderini değiştirdi.. Maazallah Naciye Sultan'ın biraz okumuşluğu olsa da Mustafa Kemal'i koca olarak seçseydi hapı yutmuştuk.. Saraya damat olan bir Mustafa Kemal'in aklına cumhuriyet fikri gelir miydi, kimbilir.. Ben de toparlak yüzlü olduğumdan vakti zamanında kendime Enver kadar güvenirdim.. Lakin kadın milletinin okuma yazma bilenleri çoğaldıkça, benim kitle tabanım da doğal olarak azalmaya başladı.. İşte bu yüzden "Kadınları okutalım, akıllarını kafasında biriktirelim.." diyen Duygu Asena gibi Seda Güler gibi feministlere illet oluyorum.. Elleşmeyin kardeşim.. Size ne kadınların eğitiminden? Belki böyle daha mutlular.. *** Oteldeki son akşam yemeğimizi yine havuza yakın bir mekanda topluca yedik.. Oturduğumuz yerin arkasında kalan duvara kocaman bir Türk bayrağı asılmıştı.. Beş metreye sekiz metre ebatında bir bayrak.. Bayrağın altındaki birleştirilmiş masalardaki görüntümüz, bir "Sürgün Hükümeti"nin kabine toplantısına benziyordu.. Bayrağın neden asıldığını önce anlayamadık.. Sonra oteldeki Rus turistlerin işgali aklımıza geldi.. Meğer biz oyundayken bir "Türk Gecesi" daha düzenlenmiş.. Otelin Türk müşterilerine Türklük propogandası yapılmış.. Gerçi daha önce de böyle bir gece yapılmıştı ama büyük bayraklar ortaya çıkarılmamıştı.. Belli ki bu kez Tarkan ile Bülent Ersoy'un korumaları sayesinde otel yönetimine bir cesaret gelmiş.. Yemek boyunca sohbet ettik.. Ben sık sık Ulaştırma Bakanımız Necdet Menzir'i övdüm.. Bu aralar Necdet Bey'e işim düştüğünden değil.. Samimi olarak.. İçten bir şekilde.. Beni telefonla ararsa samimi hissiyatımı yüzüne de söyleyeceğim. Gerçekleri söylemekten asla çekinmem.. Bizde böyle.. Doğruya doğru, eğriye yine doğru.. 603 defa görüntülendi. |