|
Gerçek her zaman acıdır..
Ankara Temsilcimiz Fatih Çekirge anlatmasaydı haberim olmayacaktı.. Gazete okumadığım, okuyanları da sevmediğim için bazı memleket meselelerinden zamanında haberim olmuyor.. Fakat hayati meseleler söz konusu olduğunda, birileri "Bu olayı Selahattin Bey'in duyması lazım.." diyerek beni uyarmayı kendine iş ediniyor.. O zaman da Persil'in "yeşil adamı" gibi koşup; olayın can alıcı yerine müdahale ediyorum.. Nitekim Silahlı Kuvvetlerimiz ile Başbakan Vekilimiz Tansu Hanım arasındaki "sevgi" tartışmasını da böyle duyurdular.. Yani bizzat haberin kaynağı olan Fatih Çekirge duyurdu.. *** Fatih'i gece TV haberlerinde görmüştüm.. Ekrandan heyecanlı heyecanlı birşeyler anlatıyordu.. Sağolsun, kendisi 1.87 boyunda ve 120 kilo ağırlığında bir arkadaşımızdır.. Ben mevzuya vakıf olmadığım için söylediği lafların nereye gittiğini pek anlamadım.. Arada bir "iddia" sözünü kullandığından olayı başka yerlere çektim.. Türkiye Güreş Milli Takımı seçmeleri var, Fatih de o seçmelere iddialı olarak katılacak, zannettim.. Tarihi kahvaltı.. Meğer olay yukarıda işaret ettiğim gibiymiş.. Başbakan Vekilimiz "Keklik sekişli" Tansu Hanım, İstanbul'da bir kahvaltı etkinliği yapmış.. Birkaç gazeteciyi yedirmiş içirmiş.. (Zafer Mutlu, Hasan Cemal, Fatih Çekirge vs.) Onlara eliyle yağda sucuklu yumurta yapmış.. Trabzon'dan getirdiği halis tereyağını sofraya koymuş.. Altı çeşit reçel, bir çanak süzme bal, bir çanak petekli bal ikram etmiş.. Macar salamı, dil peyniri, kaşar, lor, tahin pekmez, salamura zeytin, yazdan balkona serilip kurutulan kavun çekirdekleri.. Aklınıza ne gilirse.. Hiçbir şeyi bunlardan esirgememiş.. Hatta kahvaltı bittiğinde artan nemayı da evlerine götürmeleri için ayrıca paketletmiş.. Malum aç ayı oynamaz.. Tansu Hanım da bunu bildiğinden "Hele bir karınlarını iyice doyurayım ki zihinleri açılsın, laflarımı unutmasınlar.." diye düşünmüş.. ** Medya leşkerleri ikide bir "Ordu rahatsız.. Rejim peklik çekiyor.. Karadayı ile Erbakan güreşseler Genelkurmay Başkanı yener.. Son Milli Güvenlik Kurulu toplantısında Karadayı Paşa, Erbakan'ın kravatını çekmiş.." gibisinden yayınlar yapıyorlar ya! Tansu Hanım bunların külliyen asılsız olduğunu ispatlamak için "Ordu beni çok sever.. Burasını iyi yazın.. Ben istersem orduyu bir işaretimle ANAP'ın üzerine sürerim.. Süngü taaruzu yaptırırım.." demiş.. Bizimkiler yemeğe birkaç saniye ara verip "Nereden belli?" diye sorduklarında Tansu Hanım gözünü yalının penceresinden görünen denize çevirmiş.. Birkaç saniye yalıyı döven deli dalgalara bakmış.. O sırada gözleri çakmak çakmakmış.. "İsmail beni telefonla aradı.. Biz size hastayız Tansu Hanım.. Öl dediğiniz yerde ölürüz.." dedi açıklamasını yapmış.. Gazeteciler adeta buz kesmişler.. Masadaki herkes donup kalmış.. Sadece Hasan Cemal olayı anlamakta geç kaldığı için ekmeğine reçel sürüyormuş.. O tarihi andaki tek hareket de buymuş.. Fatih'in yazısı... Her zaman söylerim.. Gazeteci milleti nankör olur.. SABAH'ı Ankara'da ağır siklette temsil eden Fatih Çekirge, o muhteşem kahvaltıda yediklerini daha hazmetmeden bilgisayar daktilosunun başına çöküp, olayı lapor (Bazı lehçelerde rapor diye de kullanılır) etmeye başlamış.. Ama kahvaltıdan tek satır etmeden.. Sanki sadece bunu konuşmuşlar da birşey yememişler gibi.. (Yazarın notu: Besle gazeteciyi, oysun gözünü) İşte çarşı bu sözler üzerine karışmış.. ANAP tarikatı "Vay! Ordu bizim de ordumuz değil mi?" diye mızırken, diğer partiler "Ordu niye bizi sevmiyor" diye bağrışmaya başlamışlar.. Askerler bu kargaşaya son vermek için bir açıklama yapma ihtiyacı hissetmişler.. Genelkurmay adına yapılan açıklama teknik olarak bir "zirai sulama formülü" gibi görünüyorsa da asıl meali şu: "Biz Tansu Hanım'ın meraklısı değiliz.. Atatürk'ü daha çok severiz.." cevabını vermiş.. *** Şimdi bütün ülke kimin yalan söylediğini anlamaya çalışıyor.. Ben şahsen Fatih'in elindeki ses bandını dinledim.. Tansu Hanım'ın sözleri net olarak anlaşılıyor.. Gerçi konuşmanın bir yeri "Şu Fırat'ın suyu.." türküsüyle kesilip, olayı bir "Eşkiya" hikayesi havası veriyor.. Fatih'in kızı Eylül bu tarihi kaseti boş sanıp üzerine türkü çektiğinden böyle olmuş.. (Çocuk, eylülde doğduğundan bu adı vermişler.. Onikinci ayda doğsaydı adı "Aralık" olacaktı..) Arada yine Tansu Hanım'ın sözleri net olarak duyuluyor: - Ordu darbe yapmaz.. Ben Clinton ile konuştum, bana güvence verdi, diyor.. Bu cümlenin hemen ardından "Baldız balkonda yatar, yorgana tekme atar.." türküsünün lafları giriyor.. Her şeye rağmen Tansu Hanım'ın sözleri net olarak anlaşılıyor.. Fatih'in gücüne gitmesin ama şahsen bu konuda Tansu Hanım'a inanıyorum.. Çünkü Tansu Hanım asla yalan söylemez.. Nitekim servetini vefat eden annesinin yastığının altından çıkardığını söylediği zaman da inanmamışlardı ona.. Meclis soruşturması gerçeği ortaya çıkardı.. Komisyon raporunda "Tansu Hanım'ın annesinin yastığının altında 9 kilo som altın, 250 reşat, 1320 Cumhuriyet Ata altını çıkmış.. Ayrıca yastığın yünü içinde dört milyon adet hisse senedinin bulunduğu komisyonumuzca tesbit edilmiştir.. Ömerli'deki 34 dönüm arazi yatağın altına sığdırılamadığından merhum tarafından yerinde bırakılmıştır.." diye yazıldığını gören iftiracıların dili şeyine kaçmıştı.. O yüzden Tansu Hanım "Ordu beni seviyor" dediyse, seviyordur.. Bu gerçeği yakında ordu da öğrenecek.. 496 defa görüntülendi. |