Gerçek çıplaktır.. O yüzden sık sık üşütüp hastalanır..

Türkiye, bu bayram arefesinde "rejim tartışmalarının" biraz dışına çıkabilmişse; bu işin aslan payı Şamdan dergisinindir..

Bizim medyanın "gazi" leşkerlerinden Kenan Erçetingöz'ün riyasetinde çıkmakta olan Şamdan Dergisi tartışmayı tam zamanında patlattı..

"Hülya mı daha güzel yoksa Hande mi?" sorusunu ortaya atmasıyla, akılları zaten kenarda duran erkek milletinin zihninin karışması bir oldu..

Memleketin ne kadar aklı eren adamı varsa; ki Hıncal Uluç ile Cengiz Çandar da aralarına sızmış; mevzunun peşine düştü.. Cevap bulacağız diye "fikrimiz ile kör nefsimizi birbirine karıştırıp" tartıştık.. İçinden çıkamadık..

***

Aldığım duyumlara göre Ankara dahi işin içinden çıkamamış.. Genelkurmay Başkanlığı'nda yapılan acil bir toplantıda bu mevzu ele alınmış.. Komutanların bir kısmı "Hülya mı Hande mi meselesi çözülmeden ihtilal yapmamız yakışık almaz.. Dış dünyaya birlik ve beraberlik içinde olduğumuzu göstermemiz için önce bu konuyu aydınlığa kavuşturalım.." demişler..

Bir kısım komutanlar da bu fikre karşı çıkmış:

"Yaz geliyor.. Vakit daraldı.. Ne zaman ihtilal yapıp, ne zaman tatile çıkacağız.. Önce ihtilali yapıp rejimi kurtaralım.. Hülya mı Hande mi meselesine Milli Güvenlik Kurulu bilahare bakar.." demişler..

Askeri kanatta durum bu.. Milli Güvenlik kurulu "kim daha güzel" derse "İkinci bir emre kadar" ona uyulacak..

Siviller kararsız..

Hükümet Cephesi bu işte açıkça taraflı.. Küçük İbo'nun eğitimi konusunda kazandığı başarıdan cesaret alan Devlet Bakanı Işılay Saygın, o hızla Hülya Avşar'a karşı "manevi kurtuluş mücadelesi" başlattı..

Işılay Hanım, medya leşkerlerini makam otomobilinin başına toplayıp "Hülya'nın soytarı olduğunu" ilan etti.. Ardından hemen kuaföre gidip saçının şeklini değiştirdi..

Işılay Hanım eskiden saçına pek özen göstermezdi.. Sabah kalktığında şöyle bir tarayıp saçlarını arkaya toplar, Devlet Bakanlığı dükkanına öyle giderdi..

Ancak Hülya ile takıştıktan sonra saç bakımına itina etmesi "hükümet politikası" olarak icab ettiğinden doğruca kuaförün yolunu tuttu..

Kuaförü, Işılay Hanım'ın saçlarını bir güzel fönledi.. Bol bol jöle sürdükten sonra yukarıdan aşağıya doğru tarayarak toparlak bir görünüm verdi.. (Aşağıdan yukarıya tarananı da var mı bilmiyorum..)

Kendisini aynada inceledikten sonra kuvvay-ı maneviyesi yükselen Işılay Hanım o hızla Hülya için ileri geri konuşmalar yaptı.. Hükümetin bu noktada Işılay Hanım'ı yalnız bırakması düşünülemezdi.. Nitekim hümümetin bu tartışma da Hande'yi tutması kaçınılmaz oldu..

***

Hande Ataizi, kamuoyunun önüne "Mum Kokulu Kadınlar" filmiyle çıktı.. Yönetmen çekimler boyunca giyinmesini yasakladığından üşümemek için vücuduna mum sürdüğü, bu yüzden "mum koktuğu" iddia edildi..

Film başarılı olunca kızcağıza Antalya'da bir portakal ikram edildi.. Hande bu portakalı çok sevdi.. Bir başka deyişle portakala şartlandı.. "İnsanlar soyunduğumda bana portakal verir" diye düşündüğünden her fırsatta urbalarını çıkarmaya başladı..

Kenan Erçetingöz uyanık gazetecidir.. Bu durumu görünce kızı hemen aramış ve "İşte sana bir kilo portakal.. Bunları kazanmak istiyorsan soyun.." demiş.. Hande baştan biraz tereddüt etmiş lakin kazandığı portakalların sayısını arttırmak istediğinden "Soyunurum ama sadece sanat için.." cevabını vermiş..

Al takke ver küllah.. Sonunda Hande'yi vesikalık fotoğraf çekimi için soyunmaya razı etmişler.. Erol Atar'ın dükkanında kızı sivil haliyle görüntülemişler.. Edep yerleri görükmesin diye kucağına bir de oyuncak ayı vermişler..

Olay fotoğraflar

Hande'nin fotoğrafları dergide yayınlanınca ortalık karıştı.. Kızın kucağındaki ayı, bu tür sanat çalışmaları için biraz ufak kaldı.. Kız ayıyı yukarı çektiğinde altı açık kalıyor.. Altına tuttuğunda, göğüsleri ayının kulaklarının üzerine tırmanıyor..

Kurnaz Kenan.. Olayı kızıştırmak için bu resimlerin üzerine "Hande alayınıza meydan okuyor.." başlığını da çakınca, konu ister istemez memleket meselesi haline geldi..

Kızcağız "Ben onlara saygılıyım.. Ben de hem güzellik hem zeka var.. Soyunarak zekamın ne kadar parlak olduğunu göstermek istedim" diye kendini savunup, delil olarak, Şamdan'da yayınlanan fotoğraflarını gösterdi..

Erol Atar stüdyoda bunun vücuduna bol bol body yağı sürmüş.. Gerçekten de fotoğraflarına bakıldığında zekasının pırıl pırıl parladığı görülebiliyordu..

***

Zaten erkek milletinin de aklını karıştıran bu "çıplak zeka fotoğrafları" oldu.. Kimisi; Hülya'nın iplik reklamındaki "kalça sallayışı"ndaki sanatçı duyarlılığını üstün buldu..

Kimisi de "O reklamda sanatını sallayan Hande olsaydı iş başka olurdu.. Türkiyemiz 6.8 şiddetinde sarsılırdı.." diye tutturdu..

O günden bu yana tartışma şiddetleniyor.. Hıncal Uluç, Hande'nin safında yer alırken tahrik edici yazılar yazmaya başladı..

Ben bu konuda sağduyulu ve tarafsız davranmaya çalışıyorum.. Memleketin yeni bir bölünme ortamına girmesini istemiyorum..

Akşamları televizyonu açtığımda "Bugün Hande Ataizi'ne bağlı birlikler, Hülyacılar'ın elinde bulunan Şebinkarahisar'ı top ateşine tuttu.." gibi haberler dinlemek istemediğimden, orta yolu bulmaya çalışıyorum..

Zaten benim için önemli olan ruh güzelliğidir.. O da soyundukça ortaya çıkar.. Bunalıma giriyorum galiba..

Durduk yerde pantolonumu niye çıkardım ki..

639 defa görüntülendi.