|
Gerçek aşklar eski filmlerde
Yüzyıllardır necip milletimizin zihnini kurcalayan "Kızı kendi haline bıraktığında niye davulcuya kaçar?" sorusunun cevabı eski Türk filmlerinde yatıyor.. Daha akıl sır erdiremediğimiz nice sosyolojik gerçekler var bu filmlerde.. Dünkü yazıya ne tıkıştırdıysam, sonuna geldiğimde "Eyvah! Yer kalmadı, fikrimiz elde kaldı.." diye bitirmişim.. Uyandığımdan beri yazı makinesinin başındayım ve "Ulan neydi benim elde kalan fikrim?" diye düşünüyorum.. O sırada açık televizyondan bir Türk filmi seyrettim.. Koca film bitti, benimkayıp fikirden hâlâ bir iz bulunamadı.. Film de filmdi ama.. Başrolde Fatma Girik oynuyordu.. *** Yönetmen-oyuncumuz Uğur Yücel.. Bu lafın girişi de "Tüccar-Terzi" der gibi oldu.. Ne diyordum? Haa! Uğur Yücel birkaç gündür kafayı oyunun içindeki "sinema" bölümüne takmış durumda.. Her gün saat 14.00'te içtima yapıp bizi kafeteryada topluyor.. Şener Usta'yı, beni ve Evin'i karşısına alıp, oyunla ilgili gelişmeleri konuşuyor.. Özellikle de oyunun içinde geçen sinema bölümünde yapmak istediği değişiklikleri anlatıyor.. Sürtüğün kızı.. Anlayacağınız bu toplantılardan, yönetmenim Uğur'un isteği doğrultusunda yazmam gereken şeyler çıktı.. Bir de günlük gazete yazıları var.. "Fikrim neydi.. Fikrim neydi?" diye debelenirken gözüm TV'deki Türk filmine ilişti.. "Bari şu filmi de seyredip, zihnime ekleme yapayım.." diye düşündüm.. Film de filmmiş yani.. Beni bile normal halimden çıkardı.. Konusu şöyle.. Fatma Girik kıçını başını açıp, çadır tiyatrolarında göbek atan iyi bir aile kızını oynuyor.. Kızın sahne kıyafeti oldukça dekolte olmasına rağmen sanat aşığı seyirciyi bir türlü tatmin edemiyor.. Seyirci gösteri boyunca daha da soyunması için Fatma Girik'e durmadan tezahürat yapıyor.. Hemen her gösteride olay askeriyenin "Aç..Aç.." gecesine dönüyor.. Fakat Fatma Girik muhafazakar bir aile kızı olduğundan katiyen donunu çıkarmıyor.. Kızın bu halleri Önder Somer'i çok etkiliyor.. *** Şimdi Önder Somer de kim, diyeceksiniz.. Önder Somer filmin esas oğlanı ve anladığımıza göre üniversiteyi bitirmiş, asistanlık sınavına hazırlanıyor.. Akademik kariyerini hangi dalda yaptığı bir türlü anlaşılmıyor.. Allah'ın her günü çadır tiyatrolarında dansöz seyrettiğinden, filmi izleyenler "pezevenklik stajı" yaptığını düşünmeye başlıyorlar.. Önder bir gösteride karşılaştığı Fatma Girik'e aşık oluyor.. Kızla tanışır tanışmaz onu Beyazıt Kütüphanesi'ne "edebi eserler" yemeye davet ediyor.. Fato'yu doktora tezi konusu yapmayı kafasına taktığından, cebine de aile yadigarı bir yüzük koymuş.. Eskinin şövalye yüzüğü gibi iri bir şey.. Yönetmen burada Önder'in zengin aile çocuğu olduğunu vurgulamak için bu yüzük olayını çok abartmış.. Ya da prodüksüyon amirinin parmağında görüp "masraf olmasın" diye kullanmış.. Polis o sırada Beyazıt Kütüphanesi'ni bassa, Önder'in cebinden çıkan bu yüzüğü "ateşli silahlar kapsamına" sokup, oğlanı göz altına alır.. O kadar kallavi bir şey.. Belki de bu yüzüğü mahsus yanına aldı.. Fato evlenme teklifini kabul etmezse, yüzükle vura vura başını ezecekti.. Tahmin edeceğiniz gibi evlenirler.. Oğlan ailesi ile birlikte oturmaktadır.. Sorunlar burada başlar.. Çünkü ailenin diğer fertleri kendilerini İngiliz Sarayı ile akraba zannettiğinden evin içinde ağır bir protokol havası esmektedir.. Örneğin baba ile dayı akşamları oturup satranç oynarlar.. Bütün aile de Küçük İbo'yu seyreder gibi onları izler.. Fato huzursuz.. Oynadıkları satranç ise akıllara ziyan bir şey.. Mesela baba hamle sırası geldiğinde piyonlardan birini alır, rakibin taşlarını yiye yiye ilerler.. Dayı da "Ulan dama mı oynuyoruz.." diye itiraz etmez.. Günler geçer.. Bekarlığında çadır tiyatrolarından çıkmayan üniversite asistanı Önder evlendikten sonra ders kitaplarının üzerinden kalkmaz.. Karısıyla ilgilenmez olur.. Fato'nun canı çok sıkılmaktadır.. Genç evliler arasında geçimsizlik başlar.. Bu arada Fato'nun kıçına rahat battığından evi terk edip çadır tiyatrosuna döner.. Kaçarken aileyi cezalandırmak için satranç tahtasındaki taşlardan Beyaz Şah'ı çalmıştır.. Her gece avucunda bu taşla uyur, bir süre sonra da hamile kalır.. (Buradan çıkan sonuç: Şahla yatan, şaşı kalkmaz, hamile kalkar..) Bir kız çocuğu doğurur.. Olaylar hızla gelişir.. (Filmde hızla gelişmiyordu.. Sinirlerim kaldırmadığından ben hızlandırıyorum..) *** Yıllar Fato'nun tipini de değiştirmiştir.. Fato başına kıvır kıvır bir sarı peruk takar.. Sezen Aksu'nun bir klipteki "deli kız" tiplemesi ile dolaşmaya başlar.. Kızı Sevda ise kocaman bir genç kız olmuştur.. Kızı arada bir babasına gönderen Fato çocuğunun eğitimine çok önem verir, onu ağır başlı bir kız olarak yetiştirmek ister.. 30 Ağustos'ta profesörlüğe terfi ettirilen Önder'in çabaları ne yazık ki fayda etmez.. O vakitler sekiz yıllık eğitime geçilmediğinden kızı da anası gibi dansöz olur.. Buradan sonra ipin ucunu yönetmen de kaçırmış.. Ya elindeki film stoğu bitmek üzereydi ya da kafası iyiydi.. Elinde kalan son otuz kırk metreyi Fato ile Önder'i evlendirmek için kullanmış.. Onları evlendirmek için nasıl bir gerekçe icat etti anlayamadım.. Çünkü tam o sırada oda servisi çayımı getirmişti.. Ben çayın adisyonunu imzalayana kadar, bir baktım ki nikah töreni başlamış bile.. Şahsen Türk filmlerinin yararına çok inanıyorum.. Uğur'un istediklerini yazarken bunu dikkate alacağım.. Çünkü insanın zihnini açıyor.. Temsil, biraz evvel ne yazayım diye kıvranıyordum.. Bakın yazı bitti bile.. SON 694 defa görüntülendi. |