|
Gazeteci Sema Hanım'a fena halde mim koydum..
Eskiler beni tanımadıklarından "Şöhretin azı karar, çoğu zarar.." şeklinde bir laf edip, atasözlerimize katkıda bulunamamışlar.. Yönetmenim Yavuz Özkan'ın "Bir Erkeğin Anatomisi" filmi için verdiği tanıtım davetine gelseydiniz, ne demek istediğimi daha iyi anlardınız.. Kapıdan girdiğim andan itibaren gazeteci makulesi üzerime üşüştü.. Sanki bir filmde başrol oynamamışız da Susurluk Çetesi'ne yataklık yapmışız.. Öyle bir itibar yani.. Filmi benden evvel seyredip, oyunculuk hevesimi söndürmek için söylemedik laf bırakmayan Kemal Yıldırım'ı da yanıma aldım ki kiminle dans ettiğini anlasın.. *** Saat 10.00'da Feriye Sineması'nda toplandık.. Filmden önce açık büfe kahvaltı varmış.. Hoşuma gitti.. Kendime oturacak bir masa arandım.. İyi masaların çoğu doluydu.. Yalnız biri boştu ve üzerinde "rezerve" yazılı bir kart vardı.. Kartı kaşla göz arasında cebime tıkıp masaya kuruldum.. Kemal Bey de yanımda tabii.. Kalkıp tabaklarımıza kahvaltılık birşeyler koyduk. Çevreye "Aç gözlü bir star" imajı vermemek için; tabağıma iki üç zeytin, biraz peynir, bir dilim ekmek biraz da haşlanmış kırmızı biber koyup yerime döndüm.. Bu arada bütün kameralar üzerimize odaklanmış.. Gözler üzerimde... HBB'ninki tabağımdaki peynire zoom yapıyor, ETV'nin ki çay bardağıma.. Cavitin Kızı Televizyonu (Kısa adı NTV) zeytinlerin arasında pan yapıyor.. Kemal'e yavaşça "Gördün mü itibarı?" dedim "Bir star böyle kahvaltı yapar işte.." Kayıtsız bir ifadeyle omuz sallayıp "Beni de çekiyorlar.." cevabını verdi.. Baktım, hakikaten kameralardan biri de Kemal'i yerken görüntülüyor.. Üzerimdeki ilginin hafiften dağılması biraz canımı sıktı ama içimden "Belki de açlıkla ilgili bir belgesel yapıyorlardır.." diye düşünüp, üzerinde durmadım.. Kahvaltıdan sonra röportaj faslı başladı.. Elimden geldiği kadarıyla filmi anlatmaya çalışıyorum ama aklımda birşey kalmamış ki.. Yavuz'un senaryoyu bana okutmasının üzerinden neredeyse bir sene geçmiş.. Zaten "Senin rolün neydi?" deseler çıkartamayacağım.. - Elektrikler kesikti, senaryoyu okuyamadım, diyecek halimiz olmadığından sallamaya başladım.. Allahtan sağa sola filmin afişlerini asmışlar.. Oradan bakıp bakıp diğer oyuncuları sayıyorum.. - Filmde benden başka Uğur Polat var.. Yönetmenimiz onun yanına Ayda Aksel ile Tilbe Saran'ı katmış.. Taner Birsel tetikçi.. Ben "temiz kalpli" kötü adamı oynuyorum.. İştar Göksever, Deniz Uğur, Müge Ochadowski, Tarık Ünlüoğlu, Aslı Seçkin ve Sinan Levi diğer oyuncular.. Görüntü yönetmeni ise Ertunç Şenkay.. Sallamak serbest.. Elimi kolumu tutan olmadığından rüzgar gibi üflemeye başladım.. - Oyuncu kadrosuna daha ünlü isimler de katabilirdik.. Ama yönetmenimiz "sözde değil özde oyunculuk" aradığından Al Pacino, De Niro gibi güçlü isimleri istemedi.. Aslında yalandan nefret ederim ve mecbur kalmadığım zamanlar asla yalan söylemem.. Lakin "Rolümden söz etmeme" azimli olduğumdan "üflemeye" devam ettim: - Jack Nicholson'un üzerinde de benim ambargom var.. Dikkat ederseniz benim oynadığım filmlerin hiç birinde Jack Nicholson'un adı geçmez.. Bu kadar ağır salladıktan sonra bir de kılıf icad ettik: - Huyları pis.. Çok içiyor.. Açık saçık mektuplar yazıp figüran kızların cebine koyuyor.. Bu yüzden artık sadece Hollywood'da iş bulabiliyor.. *** Medya'nın leşkerleri içinde sadece bizim ATV'den gelen Sema Denker çıkıntılık yaptı.. Niyeti "cinbitlik" yapıp ne kadar iyi gazeteci olduğunu göstermek.. Aynı yayın grubundan olduğumuz için "Okumayı ilkokul üçüncü sınıfta söktürdüğünüz doğru mu? Yedi kere sekiz kaç eder? Türkiye kaç coğrafi bölgeye ayrılır?" gibi kollayıcı sorular sormasını bekliyordum.. O ise yüzünde kocaman bir gülümsemeyle "Bir yazınızda Oscar sözü vermiştiniz.. Bu iddianız sürüyor mu?" deyiverdi.. Sema Hanım inceden inceye kafa buluyor bizimle.. Boş bulunsak yandık! Olimpiyatlara hazırlanan pehlivanlar gibi "Memleketime bir Oscar iade etmek istiyorum.." diye bir edeceğiz.. Televizyonda gösterip bizi tefe koyduracak.. Çaresiz mütevazi aktörü oynadık: - Uygun fiyata, ikinci el bir Oscar bulursak neden almayalım? *** Verdiğimiz diplomatik cevap Sema Hanım'ı daha da tahrik etmiş olmalı.. Bu kez oyunculuğuma bulaştı.. "Bu filmde en iyi oyununuzu oynadığınızı iddia etmişsiniz.." dedi.. Üstelik etraftakiler de kulak kesilsin diye bağırarak konuşuyor.. Niyetinin bozuk olduğu ses tonundan belli.. Böylece beni utandıracak.. Kendimi anlatırken, övünmekte zorlanacağım.. Bre kadın! Ben zaten ekmeğimi bundan yiyorum.. Biri "Ne iş tutarsınız?" diye sorduğunda "Kendimi överim.." desem yalan olmaz.. Bir soru ile yılacak göz var mı bende: - Film setinde elimi kolumu tutmasalardı daha da iyi oynardım.. Çünkü bende Allah vergisi bir oyunculuk yeteneği var.. Yazarlık yeteneğim onun yanında KDV gibi kalır.. Lafa aynen böyle girdim.. Yavuz'la birlikte çalıştığımız filmleri hatırlatarak "Kaç tane başrol oyuncusu gördüm ben.. Duygu Asena, Erdal Özyağcılar, Cihan Ünal, Hülya Avşar, Mehmet Aslantuğ, Hülya Koçyiğit.. Lale Mansur.. Etrafınıza bakın bakalım. Hiçbiri yok.. Ben dimdik ayaktayım.." dedim. Hani kalabalığın huzurunu bozmaktan kaçınmasam "Delikanlı Kadir, nerdesin haney!" diye slogan atacağım.. Alacağın olsun Sema.. Seni birgün gazetenin kafeteryasında tek başına tıkınırken yakalarım elbet.. Saçını çekip kaçmazsam.. 725 defa görüntülendi. |