|
Çıkan söylentilere üzüldüm..
Vallahi haberim yoktu.. Ben New York'ta, feministlerin manevi lideri Duygu Asena ile birlikte mağaza mağaza dolaşıp "ucuz çul çaput" aranırken, Türkiye'de kıyamet kopmuş.. Bir kısım medyada; benim haber vermeden çekip gitmemle ilgili olarak "Selahattin Duman, son yazıları yüzünden kartelcilerin gazabına uğradı" şeklinde haberler yayınlanmış.. Kimi aklı erenler de "Kartel duvarına işersen işte böyle olur" mealindeki yorumları ile söylentilere gaz vermişler.. Geldiğimden beri telefonlar susmuyor.. Sağolsunlar, evhamlanan okurlarım telefona sarılıp "Amanın, Selahattin Duman'a bir şey mi oldu?" diye gazete yönetimini sıkıştırıyorlar.. Kulaktan kulağa konuşulanlar, hakkımda yazılanlardan da beter.. Gazeteye ayak bastığım andan itibaren "dedikodu hizmeti" veren arkadaşlardan bizzat dinledim.. Güya yönetim binaya girmemi yasaklamış.. Ben gireceğim diye tutturup, güvenlik elemanları ile silahlı çatışmaya girmişim.. Müsademe 6 saat sürmüş.. Kurşunum bittiği için otoparka kadar sürünerek geri çekilmişim.. Bu çatışma sırasında güvenlik elemanlarına su taşıyan Mehmet Barlas'a gazete yönetimi tarafından "üstün hizmet madalyası" takılmış.. Madalya töreni de olaylı geçmiş.. Malum, Mehmet Barlas'ın boyu 1.90 civarındadır.. Yönetim adına madalyayı takan arkadaşın boyu da 1.56 olduğundan teknik bir uyumsuzluk yaşanmış.. Göğüse takılması icab eden madalya Mehmet Bey'in göbeğinin bir karış altında kalmış.. Söylemesi ayıptır, edep yerinin biraz üzerine denk gelmiş.. Mehmet Barlas'ın bu halde gazete içinde dolandığını gören bir kısım yazar arkadaş, işin aslını bilmediklerinden "Marifet o'ndaysa bizim kırmızı yeşil şeritli madalya haketmemiz icab ederdi" diye niza çıkarıp, üst yönetime surat yapmışlar.. Söz konusu yazar arkadaşların isimlerini vermek istemiyorum.. Ancak tarihin zabıtlarına geçmesi için; kısaca (S.S), (G.M), (A.V), (C.A) ve (R.T) olarak kayıt düşeceğim.. Bu şaiyanın kulaktan kulağa yayıldığını öğrenince ilk iş olarak "dahili bir açıklama" yaptım.. "...Selahattin Duman ile gazete güvenlik elemanları arasında çıktığı söylenen silahlı çatışma tamamen hayal mahsulüdür.. Gazete üst yönetimi hakkımda "vur emri" vermediği gibi, dönüşümde resmi bir karşılama töreni yapmayı düşünmüş, bunun için de Amerika'yla bağlantı kurup onayımı istemiştir.. Bu isteğe verdiğim cevabi faksımda (Hayatım boyunca bu tür gösterişlerden uzak yaşadım.. Yurtdışına çıkarken uğurlama töreni istemediğim gibi karşılama törenlerine de izin vermedim.. Beni yakından tanıyanlar Diyarbakır'a yaptığım ziyaret sırasında, toptancı hali esnafının şerefime kesmek istedikleri kırk seçmece karpuzu nasıl bağışladığımı iyi bilirler) demiştim.. Bu meyanda, mesai arkadaşlarımın ve yurtsever okurlarımın; hakkımda çıkarılan söylentilere itibar etmemesini rica ederim.." Yukarıdaki açıklamayı güzelce yazdım.. Sayfanın kıyısına "kenar süsü" olarak alt alta dizili papatyalar çizdirdikten sonra, fotokopi ile çoğaltıp, bütün servislere dağıttırdım.. Bu söylentilerden biri de "Kartel ile ihtilafım" hakkında.. İddialara göre bizimkilerle TEM yolunun öbür tarafında kalanlar; söylemesi ayıptır bir kartel kurmuşlar.. (Bence, istemezlerin iftirası..) Tarihi medya yürüyüşünü zapta geçen yazılarıma çok kızıp, beni süresiz izine çıkarmışlar.. Ben evde oturup boş gözlerle duvara bakacağım, sonra akıllanmış olarak geri döneceğim.. "Süresiz izin" olayının manası bu.. Tabii ki aslı yok.. Keşke olsaydı.. Aylardır bir miktar arazi olmak için üst yönetime çeşitli izin modelleri teklif ettim.. İçinde sürelisi, süresizi, paralısı, parasızı da olmak kaydı ile.. Zalim kartel bana hiçbir şekilde izin vermedi.. Sırf sinirlensinler de "süresiz izin" uygulasınlar diye yazmadığımı bırakmıyorum, içlerinden bir Allah'ın kulu çıkıp da "Şuna bir süre yazdırmayalım, aklı başına gelsin" demiyor.. Onlar tedbir almakta gevşek davrandıkları için benim de aklım başıma gelmiyor.. O yüzden bana zorunlu izin yaptıracak bir kartel delikanlısı göremiyorum medyada.. Zaten olsaydı çok kan dökerdim.. Kendime jilet atardım.. Bazı okurlarım da "Giderken gazeteye neden küçük bir not koymadı" diye sitem etmişler.. Dün yazdım, bugün de yazıyorum. Yarın mevzu bulamazsam yine yazarım.. Kardeşim, benimki bir kaçış planıydı.. Siz hiç cezaevinden kaçmaya karar veren bir mahkumun "Aranızdan geçici bir süre için ayrılıyorum.. Tutukladıktan sonra suçumu döve döve itiraf ettiren sayın emniyet mensuplarına, içerde yakın ilgisini esirgemeyen gardiyanlara ve sayın cezaevi müdürüne teşekkürü borç bilirim" şeklinde bir not bıraktığını gördünüz mü? Ne diyecektim yani? "Ben New York'a tüyüyorum, yazı mazı yok" mu deseydim? Efendi efendi bir kaçış planı yaptım.. Çevreye zarar vermeden sessizce kaçıp gittim.. Hem bu gezinin bana yararı da oldu.. Bilgi ve görgüm arttı.. Zihnim gelişti, "fuck you" sözcüklerinin Amerika'da nokta, virgül yerine kullanıldığını öğrendim.. Bir de zencilerin gerçekten kapkara olduklarını gözleme fırsatı buldum.. Ne yazık ki ellerinde hiç Kızılderili kalmamış.. John Wayne hepsini öldürmüş.. O sebeple Kızılderili kültürü hakkındaki tetkiklerim eksik kaldı.. O kadar kusur kadı kızında da olur.. 469 defa görüntülendi. |