|
Bütün kadınlar çiçek gibidir
Bu yılın 8 Mart'ına daha birkaç gün var ama ben "Dünya Kadınlar Günü" etkinliklerini atlamamak için şimdiden dikkat kesildim.. Çünkü vatandaşın önünde oynanacak tiyatronun tek bir sahnesini bile kaçırmak istemiyorum.. Bakalım bu yıl hangi türküler söylenecek.. Bizim gazetedeki "feminist çeteye" asker yazılan kızlar şimdiden hazırlıklara başladılar.. Garip garip tişörtler giyiyorlar.. Mesela bizim Hale'nin üzerindeki tişörtte "Eşitlik, yetkinlik" sözcükleri var.. Hale'yi devamlı okurlarım hatırlayacaktır.. Geçen yaz evlendirdik. Nikah şahitlerinden biri de bendim.. Damat da aslan gibi bir oğlan.. Valla yalan olmasın ama yedi sekiz ay içinde oğlanın aslanlığı gitti, sadece kadrosu kaldı.. Kızımız Hale, evlilikteki eşitliği kendi lehine nasıl bozduysa artık.. Oğlan haldır haldır askere gitmek için torpil arıyor.. Askere gitmek için bekleşenlerin yarattığı sıra uzun olduğundan hemen alamıyorlar tabii.. Bizim damat bu yüzden haftada üç vakit Askerlik Şube Komutanı'nın dizlerine kapanıp; - Aman diyeyim, beni leşker yazın.. Şırnak'a, Yüksekova'ya nöbetçi dikin.. PKK'yı bitireyim, Apo'yu kulağından tutup getireyim, diye yalvarmakta.. Damadın gözü, eşit temeller üzerine kurulu bir evlilikten bu derece yılmış yani.. Hal böyleyken Hale Hanım'ın, slogan yazılı pankart bezinden tişörtler giymesine akıl ermiyor.. *** Diğer taraftan erkek cephesi de bu yıl meydanı boş bırakmaya niyetli değil.. Mesela İstanbul ve Kadıköy ilavelerimizin yönetmeni olan Erdal Bilallar gazete içindeki feminist cepheye karşı ciddi bir direniş başlatmış.. Erdal aslında son derece uyumlu bir arkadaşımızdır.. Üç yıl öncesine kadar kadın hareketleri ile bir meselesi yoktu.. Bir süre önce ikinci evliliğini yaptı.. Oğlanın huyları birden değişti. Şimdi burnundan soluyarak geziyor.. Ver eline iki dinamit çubuğu.. Göster Seda Güler'in masasını, sebep sormadan gidip atsın.. Hem de gündüz gözüyle.. Kadınlar arasında.. Erdal'ı aslında en iyi ben anlıyorum.. Çünkü sık sık odama gelip dertleştiğinden, ruh halindeki değişimi en yakından takip edenlerden biriyim.. Günde üç posta İzmir'deki anası ile telefon muhaveresi yapar.. Erdal'ın anneciği bizim gazetenin Güzelyalı Temsilcisi gibidir.. Kamuoyunun nabzını tutup sıcağı sıcağına Erdal'a aktarır.. Ayrıca eşi hanımefendi ve gelinleri ile telefonla günde yedi sekiz fasıl konuşup, aldığı talimatlara ilişkin rapor vermeden gazeteye iki satır yazması mümkün değildir.. Bu yüzden evlendiğinden beri tiner koklamış gibi geziyor. Her dakika olay çıkarmaya hazır yani.. *** Erdal'ın başına dert açanlardan biri de benim.. Geçenlerde gösterime giren Bir Erkeğin Anatomisi filminin basın tanıtımını yazmıştım ya! Erdal'ın gelininden söz etmediğim için arkadaşımı evde zor durumlara sokmuşum.. Halbuki Erdal bana gereken hatırlatmayı da yapmıştı.. Ama ne oldu bilmiyorum.. Erdal haklı olarak hafiften sitem edince verdiğim söz hatırıma geldi.. "Yazının kurgusuna denk düşmedi, yazacağım aklımda.." dedim ama külliyen yalan.. Çünkü gelinine öyle bir pot kırdık ki.. Utandığımdan yazmadım.. Filmin tanıtım gösterisi için Feriye Sineması'na gitmiştim.. Açık büfe kahvaltı da vardı.. Erdal'ın oğlu Şirzat ile gelini Deniz Uğur'u orada gördüm.. Çocuklar saygı gösterip hal hatır sordular.. Benden cevap: - Hayırdır? Ne işiniz var burada? Yani "Gazeteci değilsiniz, artist değilsiniz, nasıl oldu da buraya geldiniz?" demeye getiriyorum.. Bizim iki dakikalık rolümüz var ya! Sanat dünyası bizden soruluyor.. Deniz'in konservatuvar mezunu olduğunu bile unutmuşum.. Densizliğimi yüzüme vurmadan konuyu kaynattılar.. Filmi seyrederken ne göreyim.. "Burada ne arıyorsunuz?" dediğim Deniz başrollerden birini oynuyor.. Hem de mükemmel bir yorumla.. Kırdığımız pot yetmiyormuş gibi kızcağızın hakkını yazıda da yediğimizden, hak ettiğimiz sitemi Erdal sineye çekti.. Kadın temsilciler.. Erdal'ın anasından söz etmişken bir gerçeği de burada itiraf edeyim.. Bizim gazetenin künyesindeki gözüken temsilcilikler, idari yapılaşmamızın küçük bir parçasıdır.. Temsilci kadromuzun asıl ağırlığını analarımız oluşturur.. Mesela Zafer Mutlu'nun annesi Nebahat Teyze hem Ataköy temsilcimizdir, hem de bu tür temsilcilerin duayeni durumundadır.. Talimatlarını genellikle telefonla verir.. Benim anam ise İzmir Hatay'da faaliyet gösterir.. Yayın politikamız üzerinde Nebahat Teyze kadar etkili değildir.. Daha çok promosyonla ilgilenir.. Tava tencere dağıtımını titizlikle izleyip sıcağı sıcağına rapor eder.. İzmir ve çevre ilçelerde kim masa örtüsünü alamamış, kimin tavası gecikmiş.. Anam hepsini bilir, onların adına takip eder.. Bir anlamda "Promosyon tahsilat mafyası" gibi çalışır.. *** Yine kontrolü kaybettik.. Dünya Kadınlar Günü'nden söz edecektim, analarımızın sosyal etkinliklerine takıldık.. Anlaşılan benim "Fikri Takip Kurslarına" yazılmam şart oldu.. Gazetedeki anti-feminist erkeklerin 8 Mart için yaptıkları hazırlığı bir başka yazımda ihbar edip kadın milletinin gözüne girmeye çalışacağım.. Bu arada Toplu Eserlerim'in ikincisi "Suçumuz Mükemmel Olmak'ın birinci baskısı beş altı gün içinde tükendi.. Daha doğrusu Altın Yayınları'nda kalmadı. Belki kitapçılarda tek tük kalmıştır. Paniğe kapılmayın diye söylüyorum. İkinci baskı birkaç güne kadar piyasada olacak.. Birinci baskıya yetişenlere ne mutlu! 653 defa görüntülendi. |