|
Artvin Çayeli'nde neler oldu?
Ben bu işin böyle olacağını biliyordum.. Erbakan'ın, demokrasi mücahiti Tansu Hanım'a başbakanlığı verirken zorluk çıkartmayacağını söylüyordum.. Bir bildiğimiz vardı ki "Erbakan, Tansu Hanım'a direnemez.." diye konuşuyordum.. Nitekim haklı çıktık.. Bir kere bunlar "hükümet kurmayı" ailece kafaya koymuşlar.. Tansu Hanım grubu ikna ediyor.. Özer Bey dış transferi yürütüyor.. Mert ise ailenin savunma bakanı gibi çalışıp dış baskıları silahla bertaraf ediyor.. Şimdi bu satırları okuyunca "Hoppala.." çekip "Dış baskıları silahla bertaraf etmenin" ne manaya geldiğini düşüneceksiniz.. Çiller Ailesi adına "Kararlılık 97 Tatbikatı" gibi geçen olay geçtiğimiz hafta Artvin'in Çayeli ilçesinde yaşandı.. Amerika'da tahsil yaptıktan sonra yurda dönen Mert Çiller 12 Haziran günü arkadaşları ile birlikte, rafting için Çayeli'ni gitmişti.. Rafting nedir? Gerçi benim kültürlü okurlarımın yüzde 99'u "Rafting nedir, nerede satılır?" bilir ama ben yine de henüz eğitimini tamamlamamış olan yüzde birlik grup için açıklayayım.. İşsiz güçsüz takımından şehir çocuklarının kendini kırlara vurup dağ bayır dolanmasına rafting denir. Maksat açık havada dolaşırken bol oksijen almak, alınan oksijeni gruptaki kız raftingcilere "suni teneffüs yoluyla" aktarmaktır.. Bu raftingci milleti, şehir yerinde oksijen bulunmadığı yolundaki rivayetlere inanır.. Rafting olayının kendine göre adabı vardır.. Örneğin rafting sırasında "Aldım çantayı elime, düştüm gurbetin yoluna.." gibi kırsal kesim çıkışlı türkülerin bağıra çağıra söylenmesi abes sayılır. Böyle bir etkinlik işin havasını bozacağından, herkes önceden tedariklendiği walkman'ini kafasına takar.. Kaza geçirdikten sonra yardım istemeye giden pilot görünümünü kazandıktan sonra yürür.. Ayrıca yürüyüşün de bir adabı vardır.. Raftingi yöneten grup başkanı, ilk kez şehir dışına çıkan kızların varlığını hesaba katarak tempoyu ayarlar.. En yavaş yürüyen kız raftingcinin hızı, grubun hızını belirler ki bu da "Çayda çıra" temposuna yakındır.. Nedense kızların düşük temposu, ilk kez raftinge katılan bazı tiplerin hayvansal güdülerini tahrik eder.. Kızlara fiyaka yapmak için rahvan yürüyüşten tırısa geçer, bu yüzden gruptan sık sık koparlar.. Her buluştuklarında da "Amma da yavaş yürüyorsunuz.." diye tafra yaparlar.. Bu tiplerin kollektif bilinci olmadığı gibi cezai ehliyetleri de yoktur.. Bunların çevreye verdiği rahatsızlıktan bizzat toplum sorumludur.. *** Rafting'i anlattık.. Şimdi adam gibi bir işte çalışmak dururken Mert'in neden bu işlerle uğraştığını merak edeceksiniz.. Ona da arzedeyim.. Mert Çiller Amerika'dan döndükten sonra iş aramadı.. Çünkü bu memlekette torpilsiz iş bulmanın imkansız olduğunu biliyordu.. Gururlu bir çocuk olduğundan annesinin gücünden yararlanıp iş bulmayı kendine yediremedi, boşta gezmeyi tercih etti.. Askerliği için de bir sürü söylenti çıkardılar.. "Yalı komandosu" dediler.. Bu da haksız.. Bir kere sorun bakalım Mert neden askerliğini piyade olarak değil de denizci olarak yaptı? Bir kere oğlanın kelle-i cismanisi çok büyük.. Yani koca kafa! Amerika'da okurken ne kadar bilgi varsa kafaya doldurmuş, o yüzden kafa şişe şişe Diyarbakır karpuzuna dönmüş.. Döndüğünde kafa o kadar irileşmişti ki, askerliğini piyade olarak yapsaydı kafaya göre miğfer bulamayacaklardı.. Diğer askerler törenlerde miğferle yürürken, Mert'in kafasına Hisar'ın 12 numaralı çelik tenceresini geçirecek halleri yoktu ya! Mecburen oğlanı bahriyeli yaptılar.. Onların kasketleri bez olduğundan çocuğun başı açıkta kalmadı.. Hatta Tansu Hanım, Mert'e kasket dikilsin diye nevresim takımlarından birini Deniz Kuvvetlerine bağışladı.. Çayeli Vak'ası.. Gelelim Çayeli'ndeki Kararlılık 97 Tatbikatına.. Mert Çiller ve arkadaşları 12 Haziran Perşembe günü gece yarısı Çayeli'ne gelmişler.. İçkili bir restoranda yemek yiyip biraz da alkol almışlar.. Birden annesinin verdiği demokrasi mücadelesi aklına gelen Mert Çiller, hislenip terasa çıkmış ve havaya ateş etmeye başlamış.. Aslında "gerekirse rejime silahla sahip çıkarız.." manasına gelen bir uyarı atışı bu.. Ertesi gün Çoruh Nehri'nde rafting yaptıktan sonra akşam yine aynı restorana gelmişler.. Mert bu kez kafayı bulmadan terasa çıkıp etrafa "taciz ateşi" açmış.. Daha saat 20.00 suları. Restoranın bulunduğu yer mahalle içi.. Çevrede apartmanlar var.. Apartman sakinleri "Amanın Tansu Hanım'ın oğlu ilçemizde kafa çekiyor" deyip merakla balkonlara doluştuğundan, bu taciz atışları biraz korku yaratmış.. Çocuk belli ki balkonlardaki kalabalığı görünce PKK tarafından kuşatıldığını zannetti.. Can havli ile tabancaya sarıldı.. Çevredekilerin "Ne yapıyorsun, insanları vuracaksın.." diye bağırmasına aldırmayıp silahına bir şarjör daha takmış.. Kıyasıya sıkmaya başlamış.. Onun bu eylemini "demokrasi düşmanlarına" bir gözdağı olduğunu anlamayan Çayeli ahalisi ise restoranın çevresine doluşmuş.. Kendini bilmez bazı vatandaşlar Mert'in ve korumalarının arabasını yumruklamaya başlamışlar.. Bunun üzerine Mert ve maiyeti arabalarına binip ilçeyi terk etmişler.. CHP Yusufeli İlçe Başkanı Yusuf Koçoğlu yemeyip içmeyip olanları Milliyet'ten Melih Aşık'a yetiştirmiş.. Bizim de bu demoktratik eylemden bu vesileyle haberimiz oldu.. Bu icraatı Erbakan da duydu ve başbakanlığın devri konusunda Çiller Ailesi'ne hiç direnmedi.. Mesele budur.. Şimdi sırada rejim mücadelesi var. Bakalım siviller mi şeyler mi galip gelecek. Ben "İyi oynayan kazansın" diyorum.. 576 defa görüntülendi. |