|
Apartmanda hayvan beslemek uygun mudur?
Bizim ATV'de Ayşe Özgün'ün imsak vakti yayınlanan bir programı var.. Yayın saati sabah namazı öncesine denk geldiğinden fazla seyircisi olduğunu zannetmiyorum.. Amerika'da çok popüler olan, bir iki kez TV'den tesadüfen izlediğim Oprah Show benzeri bir program.. Oprah Wimfrey yüzüne bakılır güzellikte bir kadın. Gözleri fıldır fıldır dönen bir zenci melezi.. Ayşe Hanım'la fiziksel bir benzerlikleri yok. Ancak her ikisi de "iki aykırı görüşü" belli bir seyirci kitlesinin önünde tartıştırıyor.. İkisinin de amacı bir.. Tartışılan konuda bir mutabakat sağlamak.. *** Ben geceleri, mahallenin emniyeti açısından nöbete kaldığımdan Ayşe Özgün'ün programları ile sık sık karşılaşıyorum.. Kendisini çok da başarılı buluyorum.. Takdir etmemin sebebi "tartışma sonunda" tarafları uzlaştırdığı için değil.. Tam tersine.. Birbirine düşürdüğü için.. Böylece programı çok canlı tutmayı beceriyor.. Verin Ayşe Hanım'ın eline en zararsız konulardan birini.. Stüdyoda kan çıkartsın.. O yüzden programları iki ayrı görüşü savunanların tartışmasıyla başlıyor.. Tartışanlar aralarında bölündüğünden yedi sekiz hizip doğuyor.. Bundan önce "Sevgililer Günü"nü tartıştırdı.. "Sevgiliye hediye almak şart değil.." görüşünü savunan izleyicilerden bir grup, dağa çıkıp "silahlı mücadele başlatma.." kararı aldı.. Bir gün Abdurrahman Dilipak ile Toktamış Ateş'i stüdyoya getirip "laikliği" tartıştıracak diye ödüm kopuyor.. Fiilen iç savaş Ayşe Hanım'ın stüdyosunda başlar.. Hayvan sevgisi.. Önceki gece programında hayvan sevgisini tartıştırıyordu.. Stüdyoya hayvan severlerin en ateşli savunucularından Emel Hanım'ı getirmiş.. Hani apartmanda hayvan beslediği için kendisini dava eden yöneticiyi adliyede döven Panter Emel Hanım.. Karşısına da "Apartmanlarda hamamböceği dışında hayvan beslenmesine karşı olan" Levent Bey'i dikmiş.. Aralarına da evinde köpek beslediği halde sansasyon yaratmamak için bu ilişkiyi saklayan genç bir popçu hanımı oturtmuş.. Program başlar başlamaz taraflara verdi gazı, verdi gazı.. Az daha kan dökülecekti.. *** Tartışma Levent Bey'in apartmanda köpek beslenmesine itirazı ile başladı. Levent Bey havlayan köpeklerin apartman huzurunu nasıl bozduğunu anlatırken, Emel Hanım çantasına davranıp bazı belgeler çıkardı.. Muhatabının burnuna dayayıp "Bakın bu Hayvan Hakları Beyannamesi.." dedi.. Örnek bir hukuk devleti olan Türkiye'de yaşadığı halde insanlar tarafından kaleme alınmış "Hayvan Hakları Beyannamesi"nden haberi olmayan Levent Bey önce biraz bocaladı: - Hayvanın hangi hakkı var? sorusuyla zaman kazanmaya çalıştı ve hemen karşı saldırıya geçti: - Ne anlıyorsunuz hayvandan? - Çok şey anlıyorum.. İnsanlardan anlamadığım şeyleri.. - Hayret bir şey.. Psikolojik bozukluk var sizde.. Onlar tartışadursun.. Gerilimi yeterli bulmayan Ayşe Özgün seyirciyi de olaya katmaya çalışıyor.. Durup dururken bir seyirciye "Sizin köpeğiniz de havlıyor mu?" diye sordu.. Şimdi ne desin seyirci? "Evet" dese, evinde hayvan beslediğine göre Levent Bey'in eleştirisine uğrayacak.. "Hayır, uzun hava söylüyor.." dese inandırıcı olmayacak.. Allah'tan aşağıdakilerin müsademesi şiddetlendi de soru kaynadı.. Levent Bey kazandı.. Levent Bey'in tezi "Apartmanda beslenen hayvanlar çevreyi rahatsız ediyor.. Sağlık sorunları yaratıyor.. Kimsesiz çocukları görmezlikten gelip hayvan beslemek sapıklıktır.." şeklinde.. Emel Hanım cephesi ise hayvanların korumasız olduğunu, onların da yaşama hakkı bulunduğunu savunuyor.. Hayvan karşıtı Levent Bey Avrupa'nın bizden 100 yıl ilerde olduğunu, o yüzden Avrupa kaynaklı örneklerin tartışmada kullanılamayacağını söyleyince Emel Hanım lafa karıştı.. Aradaki farkın yüz sene değil olsa olsa 79 sene olabileceğini anlatıp Osmanlı Padişahları'nın hayvan sevgisinden örnekler verdi.. *** Buraya bir nokta koyuyorum.. Osmanlı Padişahları'nın hayvan sevgisi hakikaten dillere destandır. Zaten bizde padişahların hayatını anlatan minyatürler onları ya otururken ya da avda gösterir.. Padişah dediğin de öyle kırma tüfekle ava çıkacak değil ya! Yedi sekiz bin kişi ile savaşa gider gibi ava çıkar, günlerce dağ bayır dolaşıp, canlı namına ne bulurlarsa imha ederlerdi.. O devirlerin vakanüvistleri geçimlerini padişahları yağlayarak temin ettiklerinden bunları açık açık yazamamışlar. Mesela Birinci Ahmet tahta çıkıp beşiktekiler de dahil olmak üzere 19 kardeşini boğdurduğunda, Bostanizade Yahya Efendi bu olayı "Merhametli padişah 19 kardeşini cennet kayığına bindirdi.." diye yazmış.. Çocuklarını, kardeşlerini öldüren padişahlardan bazıları gerçekten merhametli çıkmış. Onlara kıyamadıklarından gözlerine kızgın demirle mil çektirmiş. Tarihçilerin dilinde bu kör etme olayının tarifi "Gönül gözlerini açtı.." diye geçer.. Emel Hanım'ın Osmanlı Padişahları için kapıldığı fikirlere ihtimaldir ki bu tür metinler sebep olmuştur.. *** Dedim ya.. Güzel güzel tartışıyorlardı.. Ya da ben öyle zannediyordum.. Bir ara Levent Bey'in "O zaman hayvanlara oy hakkı verin, seçimlere de katılsınlar.." dediğini duydum.. Emel Hanım bu atağı "Hayatta bir işe yaramamış.. İlgi çekmeye çalışan sapık.." tarifi ile karşıladı ve çarşı karıştı: - Terbiyesizleşmeyin.. - Karşımda beyefendi varsa terbiyesizleşmem.. - Çok terbiyesizsiniz hanımefendi.. Köpeklere neden düşkün olduğunuzu daha iyi anlıyorum.. O sırada dalmışım.. Bir ara alkış sesleri ile uyandım.. Program bitiyordu.. Seyirci ise Levent Bey'i alkışlıyordu.. Böylece tartışmayı havyan sevmeyenlerin kazandığını anladım.. 909 defa görüntülendi. |